İlmi Mercek Sayı 95 - Mayıs 2012

İslam Dünyası'nda Geçen Ay: İlmi Mercek Sayı 95

Danimarka'da İslam Dersi, 1. Sınıf Müfredatında Eğitimde yasakçı zihniyetten uzak şekilde hareket eden Danimarka, Müslümanların çoğunlukta olduğu okullarda İslam'ın 1. sınıftan itibaren okutulması uygulamasını başlattı. Okulların kendi kendilerine aldığı bu inisiyatife Eğitim Bakanı Christine Antorini destek verdi. Bakan Antorini, müfredatı aksatmayacak şekilde öğrencinin durumu dikkate alınarak İslam'ın ders olarak okutulmasında bir sakınca görmediğini söyledi. Ülkede din dersleri 'Hıristiyanlık Bilgisi' adı altında 6. sınıftan itibaren başlıyor. Devam >>

Türk-İslam Birliği

İslam Dünyası'nda Geçen Ay: İlmi Mercek Sayı 95

Danimarka'da İslam Dersi, 1. Sınıf Müfredatında Eğitimde yasakçı zihniyetten uzak şekilde hareket eden Danimarka, Müslümanların çoğunlukta olduğu okullarda İslam'ın 1. sınıftan itibaren okutulması uygulamasını başlattı. Okulların kendi kendilerine aldığı bu inisiyatife Eğitim Bakanı Christine Antorini destek verdi. Bakan Antorini, müfredatı aksatmayacak şekilde öğrencinin durumu dikkate alınarak İslam'ın ders olarak okutulmasında bir sakınca görmediğini söyledi. Ülkede din dersleri 'Hıristiyanlık Bilgisi' adı altında 6. sınıftan itibaren başlıyor. Devam >>

Ahir Zaman, Hz. Mehdi ve Hz. İsa

İttihad-ı İslam’ı Israrla Anlamazlıktan Gelmek Müslüman Dünyasında Akan Kanın En Büyük Sebebidir

Dünyada Müslümanlara yönelik baskı politikasının çözümü nedir? Müslüman ülkelerdeki şiddet olayları, kan dökülmeden, ilim, akıl ve fenle nasıl son bulur? www.a9.com.tr Bugün İslam dünyasının kanayan yarası olan Filistin’deki kardeşlerimiz başta olmak üzere, Irak, Doğu Türkistan, Suriye, Pakistan, Afganistan, Burma ve Patani’de Müslümanların büyük bir çoğunluğu 100 yılı aşkın bir zamandır eziliyor ve baskı altında tutuluyor. Müslüman halk hemen her gün yabancı askerlerin veya devlet yetkililerinin saldırısına maruz kalıyor, bu ülkelerde iç savaşlar, çatışmalar, açlık ve insan haklarının ihlali en yüksek boyutlarda yaşanıyor. Halk bu çatışmalarda şehit ediliyor, şehit olmayanlar da ya toplama kamplarına götürülüyor ya da kayboluyor ve bir daha kendilerinden haber alınamıyor. Halkın büyük kısmı yurtlarından çıkmaya zorlanıyor, zorunlu göçe itiraz edenler ise şehit ediliyorlar. Kadınların tecavüze uğradığı, mescidlerin ve camilerin talan edildiği, Müslümanların evlerine, tarlalarına saldırılarak eziyet yapıldığı bu ülkelerde şehit edilen kişilerin sayısı yüz binleri aşmaktadır. Bu ülkelerdeki son durumu yansıtan ve basında çıkan bazı haberler Müslüman dünyasının yaşadığı dehşeti gözler önüne sermektedir. Devam >>

Türk-İslam Birliği

İttihad-ı İslam’ı Israrla Anlamazlıktan Gelmek Müslüman Dünyasında Akan Kanın En Büyük Sebebidir

Dünyada Müslümanlara yönelik baskı politikasının çözümü nedir? Müslüman ülkelerdeki şiddet olayları, kan dökülmeden, ilim, akıl ve fenle nasıl son bulur? www.a9.com.tr Bugün İslam dünyasının kanayan yarası olan Filistin’deki kardeşlerimiz başta olmak üzere, Irak, Doğu Türkistan, Suriye, Pakistan, Afganistan, Burma ve Patani’de Müslümanların büyük bir çoğunluğu 100 yılı aşkın bir zamandır eziliyor ve baskı altında tutuluyor. Müslüman halk hemen her gün yabancı askerlerin veya devlet yetkililerinin saldırısına maruz kalıyor, bu ülkelerde iç savaşlar, çatışmalar, açlık ve insan haklarının ihlali en yüksek boyutlarda yaşanıyor. Halk bu çatışmalarda şehit ediliyor, şehit olmayanlar da ya toplama kamplarına götürülüyor ya da kayboluyor ve bir daha kendilerinden haber alınamıyor. Halkın büyük kısmı yurtlarından çıkmaya zorlanıyor, zorunlu göçe itiraz edenler ise şehit ediliyorlar. Kadınların tecavüze uğradığı, mescidlerin ve camilerin talan edildiği, Müslümanların evlerine, tarlalarına saldırılarak eziyet yapıldığı bu ülkelerde şehit edilen kişilerin sayısı yüz binleri aşmaktadır. Bu ülkelerdeki son durumu yansıtan ve basında çıkan bazı haberler Müslüman dünyasının yaşadığı dehşeti gözler önüne sermektedir. Devam >>

Evrim Teorisinin Çöküşü

Balıkların Yüzmesini Kolaylaştıran Yaratılış Özellikleri

Allah Balıkların Omurga ve Kas Yapılarını Yüzmeye Uygun Olarak Yaratmıştır Balıkların yüzme esnasında hareketlerini kolaylaştıran omurga ve kas yapıları nasıldır? Balıkların derilerini suya dayanıklı hale getiren özellikleri nelerdir? Su, havadan 800 kez daha yoğun bir ortamdır. Bu yüzden suda hareket etmek son derece zordur ve yüksek enerji harcamayı gerektirir. Buna karşın balıklar suyun içinde son derece kıvrak ve hızlı bir şekilde hareket ederler. Üstelik suyun yoğunluğu yüzdürme kuvveti sağlayarak, denizde yaşayan canlılara bir avantaj sağlar. Böylece yerçekimiyle çok küçük çapta mücadele etmeleri gerekir ve balığın tüm kas gücü, ileriye doğru hareket etmek için kullanılır. Ayrıca balığın yüzebilmesi için fazla bir hareket yapmasına gerek yoktur; bunun için kuyruğunu sağa ve sola hareket ettirmesi yeterlidir. Ancak basit bir kuyruk hareketi gibi gözüken yüzmenin ardında, adeta mühendislik hesapları ve fizik kanunlarıyla ayarlanmış özel yapılar mevcuttur. Bu yapılardan bir kısmı şöyledir: Devam >>

İman Hakikatleri ve Yaratılış Mucizesi

Balıkların Yüzmesini Kolaylaştıran Yaratılış Özellikleri

Allah Balıkların Omurga ve Kas Yapılarını Yüzmeye Uygun Olarak Yaratmıştır Balıkların yüzme esnasında hareketlerini kolaylaştıran omurga ve kas yapıları nasıldır? Balıkların derilerini suya dayanıklı hale getiren özellikleri nelerdir? Su, havadan 800 kez daha yoğun bir ortamdır. Bu yüzden suda hareket etmek son derece zordur ve yüksek enerji harcamayı gerektirir. Buna karşın balıklar suyun içinde son derece kıvrak ve hızlı bir şekilde hareket ederler. Üstelik suyun yoğunluğu yüzdürme kuvveti sağlayarak, denizde yaşayan canlılara bir avantaj sağlar. Böylece yerçekimiyle çok küçük çapta mücadele etmeleri gerekir ve balığın tüm kas gücü, ileriye doğru hareket etmek için kullanılır. Ayrıca balığın yüzebilmesi için fazla bir hareket yapmasına gerek yoktur; bunun için kuyruğunu sağa ve sola hareket ettirmesi yeterlidir. Ancak basit bir kuyruk hareketi gibi gözüken yüzmenin ardında, adeta mühendislik hesapları ve fizik kanunlarıyla ayarlanmış özel yapılar mevcuttur. Bu yapılardan bir kısmı şöyledir: Devam >>

Türk-İslam Birliği

Türk İslam Birliği Yolunda: İlmi Mercek Sayı 95

Eski Karadağ Cumhurbaşkanı Milo Djukanovic'ten Türkiye Mesajı: “Balkanlar'daki Girişimleriniz İstikrar ve Barışa Hizmet Ediyor” Karadağ'ın son 20 yılında söz sahibi olmuş eski Cumhurbaşkanı Milo Djukanovic, Türkiye'nin Balkanlar'daki faaliyetlerinden beğeniyle bahsediyor. Türkiye'yi 'dost' olarak gördüklerinin altını çizen tecrübeli politikacı, Türk yatırımcıları da ülkesine davet ediyor. Ülkesindeki zengin etnik ve dini yapıya dikkat çekerek, Müslüman toplum ile iyi ilişkilerine vurgu yapıyor. Karadağ'ın bağımsızlığını kazanmasından bu yana Türkiye'ye gerçekleşecek en üst seviyede temaslardan birisi olacak bu ziyarette iki ülke arasındaki ilişkileri daha da geliştirecek adımlar atılacak. Halen resmî bir görevi olmasa da Karadağ'ın en önemli figürü olarak görülen Djukanovic, Türk işadamlarını ülkesine yatırım yapmaya davet etti. Türkiye'nin Balkanlar'da oynadığı rolü 'yapıcı' olarak değerlendiren Karadağlı siyasetçi Balkanlar'da istikrarın ana kaynağının NATO ve AB üyeliği olduğunu vurguladı. Djukanovic ülkesinin çok etnikli ve çok dinli olduğuna dikkat çekerek, Karadağ'daki Müslüman toplumdan da övgüyle bahsetti. "Türkiye, Karadağ için ne anlama geliyor?" sorusuna Milo Djukanovic gayet olumlu cevap verdi: "Bir dost olarak görüyoruz. Uzun zamandır tecrübemiz olan bir dost." Djukanovic ardından sözü hemen Türkiye'nin yükselen grafiğine getirdi: "Türkiye son dönemde son derece güçlü demokratik ve ekonomik gelişmenin işaretlerini gösteren; böylece dünyadaki önemli konumunu artıran bir dost. Türkiye'nin Balkanlar'daki işbirliğini yoğunlaştırmasından memnunuz. Bunu Balkanlar'ın gelişmesi için bir imkân olarak görüyoruz." Türkiye-Karadağ siyasî ilişkilerini "paha biçilmez" olarak değerlendiren eski cumhurbaşkanı, iki ülke liderlerinin ve yetkililerinin sık sık görüştüğünü anlattı. Devam >>

Evrim Teorisinin Çöküşü

Fosiller Evrimi Yalanlıyor: İlmi Mercek Sayı 95

Kalkanlı Tahtakurusu Yaş: 125 milyon yıllık Dönem: Kretase Bulunduğu Yer: Santana Oluşumu, Brezilya Darwinistler, fosfor, karbon gibi atomların tesadüfler sonucunda bir araya gelerek, yıldırımlar, volkanlar, ultraviyole ışınları, radyasyon gibi doğal olaylar sonucunda kendilerini kusursuzca organize ederek proteinleri, hücreleri, böcekleri, balıkları, kedileri, tavşanları, aslanları, kuşları, insanları ve tüm canlılığı meydana getirdiklerini iddia ederken bunların bilinçsiz, akılsız, yeteneksiz, bilgisiz ve cansız olduklarını düşünmezler. Üstelik bu hayali sürecin yaşandığını ispatlayabilecek tek bir delilleri dahi olmadığını kavrayamazlar. Evrimciler delilsizlik içinde kıvranırken, canlıların evrim geçirmediğini, tümünün üstün kudret sahibi olan Allah tarafından yaratıldığını gösteren sayamayacağımız kadar çok delil vardır. Bu delillerden biri de resimdeki 125 milyon yıllık böcek fosilidir. Devam >>

İman Hakikatleri ve Yaratılış Mucizesi

Fosiller Evrimi Yalanlıyor: İlmi Mercek Sayı 95

Kalkanlı Tahtakurusu Yaş: 125 milyon yıllık Dönem: Kretase Bulunduğu Yer: Santana Oluşumu, Brezilya Darwinistler, fosfor, karbon gibi atomların tesadüfler sonucunda bir araya gelerek, yıldırımlar, volkanlar, ultraviyole ışınları, radyasyon gibi doğal olaylar sonucunda kendilerini kusursuzca organize ederek proteinleri, hücreleri, böcekleri, balıkları, kedileri, tavşanları, aslanları, kuşları, insanları ve tüm canlılığı meydana getirdiklerini iddia ederken bunların bilinçsiz, akılsız, yeteneksiz, bilgisiz ve cansız olduklarını düşünmezler. Üstelik bu hayali sürecin yaşandığını ispatlayabilecek tek bir delilleri dahi olmadığını kavrayamazlar. Evrimciler delilsizlik içinde kıvranırken, canlıların evrim geçirmediğini, tümünün üstün kudret sahibi olan Allah tarafından yaratıldığını gösteren sayamayacağımız kadar çok delil vardır. Bu delillerden biri de resimdeki 125 milyon yıllık böcek fosilidir. Devam >>

İman Hakikatleri ve Yaratılış Mucizesi

Böceklerin Üstün Yaratılış Özellikleri

Fosil kayıtları, böceklerin en az 400 milyon yıldır varlıklarını sürdürdüğünü kanıtlamaktadır. Bu dönem boyunca, çeşitli felaketler yaşanmış, dünyadaki hayvan türlerinin büyük bir kısmı yok olmuştur. Bu olaylardan belki de hiç etkilenmeyen tek canlı böceklerdir. Sahip oldukları üstün yaratılış özellikleri vesilesiyle her türlü ortamda yayılmış ve çoğalmışlardır. Çölde, ormanda, göllerde, volkanlarda, sıcak sularda, buzullarda, kısacası her yerde böceklere rastlamak mümkündür. Çünkü böcekler Allah’ın üstün yaratma sanatının örneklerindendir. Doğayı incelemek ve düşünmek Yüce Allah’ın Kuran’da, bildirdiği emirlerdendir. Evrendeki canlı-cansız tüm varlıklar, “yaratılmış” olduklarını gösteren işaretlerle doludur ve kendilerini Yaratan, ilmin tek sahibi Allah’ın güç, bilgi ve sanatını göstermek için vardırlar. İnsan, aklını kullanarak bu işaretleri görmek ve Allah’ı tanımakla sorumludur. Tüm kainat gibi böcekler de, Rabbimiz’in ayetlerini taşıyan, bu nedenle dikkat edilmesi, incelenmesi ve üzerinde düşünülmesi gereken canlılardır. Konuyla ilgili bir Kuran ayetleri şöyledir:  “Şüphesiz, mü’minler için göklerde ve yerde ayetler vardır. Sizin yaratılışınızda ve türetip-yaydığı canlılarda kesin bilgiyle inanan bir kavim için ayetler vardır.” (Casiye Suresi, 3-4) Devam >>

Ahir Zaman, Hz. Mehdi ve Hz. İsa

Ebcedlerde Ahir Zaman: Enam Suresi, 134-135

www.Kuraninmucizeleri.com ADNAN OKTAR: Enam Suresi’ni okuyordum. Baktım 134. ayet, “Hiç şüphesiz size vadedilen mutlaka gelecektir.” Tabii bu kıyamete bakıyor ama aynı zamanda Hz. Mehdi (a.s.)’a bakan bir ayet; çünkü vadedilmiş, mutlaka gelecektir. “Ve siz Bizi aciz bırakacak değilsiniz” diyor Allah. Yani “uyuyan da olsa, yatan da olsa, ilgilenmeyen de olsa Beni aciz bırakamazsınız” diyor Allah. “Ben dediğimi yaparım” diyor Allah, inşaAllah. Devam >>

Kuran Ahlakı ve Derin Düşünmek

Ebcedlerde Ahir Zaman: Enam Suresi, 134-135

www.Kuraninmucizeleri.com ADNAN OKTAR: Enam Suresi’ni okuyordum. Baktım 134. ayet, “Hiç şüphesiz size vadedilen mutlaka gelecektir.” Tabii bu kıyamete bakıyor ama aynı zamanda Hz. Mehdi (a.s.)’a bakan bir ayet; çünkü vadedilmiş, mutlaka gelecektir. “Ve siz Bizi aciz bırakacak değilsiniz” diyor Allah. Yani “uyuyan da olsa, yatan da olsa, ilgilenmeyen de olsa Beni aciz bırakamazsınız” diyor Allah. “Ben dediğimi yaparım” diyor Allah, inşaAllah. Devam >>

İman Hakikatleri ve Yaratılış Mucizesi

Samanyolu Galaksisi Allah’ın Uzaydaki Görkemli Yaratışına Bir Örnektir

Samanyolu galaksisinin büyüklüğü ne kadardır? Samanyolu galaksisinin şekli nasıldır? www.bilimdunyasi.net Pek çok insan, havanın açık olduğu bir yaz gecesinde, gökyüzünü seyretmiş ve yıldızlarla dolu alacakaranlığın büyüklüğü hakkında düşünmüştür. Evrenin büyüklüğü hakkında ise birbirinden farklı pek çok teori ortaya atılmıştır. İnsan aklının alamayacağı büyüklükteki uzay boşluğu ve bu boşluğu dolduran, galaksiler, milyarlarca gök cismi ve bu gök cisimleri arasındaki kusursuz denge Allah’ın sonsuz gücünün delillerindendir. Rabbimiz’in yüceliğini daha da iyi takdir edebilmek için, içinde Dünyamız’ın da yer aldığı Samanyolu galaksisini incelemek faydalı olacaktır. Yüce Allah evreni tek bir noktadan büyük bir patlama ile yaratmıştır. Bütün patlamalar var olan düzeni bozarken Big Bang adı verilen bu patlama ile evrende sıfır hacimden yani yokluktan muazzam bir düzenle 300 milyar galaksi oluşmuştur. İçinde bulunduğumuz Samanyolu galaksisi gözlemlenebilir evrendeki 300 milyar galaksiden sadece biridir. Uzayın yaratılışındaki mükemmelliklerden örnekleri incelememiz Allah’ın sonsuz gücünü gereği gibi kavrayabilmek için  birer vesile olacaktır. Devam >>

İman Hakikatleri ve Yaratılış Mucizesi

Canlılarda Özel Olarak Yaratılmış Koruyucu Sistemler

Kedileri tehlikeli düşüşlerden koruyan yaratılış özellikleri nelerdir? Bitkiler kendilerini savunmak için nasıl yöntemler geliştirmişlerdir? Karıncalar yuvalarına gelen davetsiz misafirleri nasıl uzaklaştırırlar? www.hayvanlardakitasarim.com Kedileri Ölümcül Düşüşlerden Koruyan Yaratılış Özellikleri Yüce Allah’ın kedilerde yarattığı en dikkat çekici özelliklerinden biri çok yükseklerden düşmelerine rağmen sadece ufak yaralanmalarla hayatta kalabilmeleridir. Kedilerin ölümcül düşüşlerden kurtularak hayatta kalmalarının sırrı Rabbimiz’in bu canlılarda yarattığı biyolojik özelliklerde gizlidir. Devam >>

İman Hakikatleri ve Yaratılış Mucizesi

Yüce Allah’ın Gökyüzündeki Renkli Işık Sanatı: Gökkuşağı

Gökkuşağı neden ve nasıl oluşur? ™Gökkuşağındaki renklerin oluşma aşaması nedir? Gökkuşağının şekli nasıldır? Özellikle yağmurlu havalarda gördüğümüz gökkuşağı, güneş ışınlarının yağmur damlalarında veya sis bulutlarında yansıması ve kırılmasıyla meydana gelen ve ışık tayfı renklerinin bir yay şeklinde göründüğü meteorolojik bir olaydır. Gökyüzündeki bu muhteşem renk gösterisi, aslında Güneş’in bir ayna görevi gören su damlacıkları tarafından oluşturulan bir  görüntüsüdür. Çünkü beyaz olarak gördüğümüz güneş ışınları aslında renklidir. Kırmızı, turuncu, sarı, yeşil, açık mavi, koyu mavi ve mor gibi temel renklerden oluşur. Bu renkler, güneş ışını, prizma görevi gören su damlaları içinden geçtiği zaman ortaya çıkar. Çünkü, su ışığı kırar. Suyun ışığı kırma etkisiyle renkler ayrışır. Ayrılan renkler yağmur damlasının arkasından yansır ve dışarıya eğrilerek çıkarlar. Gökyüzündeki bu muhteşem renk gösterisinin ortaya çıkması için Yüce Allah birçok detaylar yaratmıştır. Bu detaylar Yüce Allah’ın üstün aklının ve Alim (Herşeyi çok iyi bilen) isminin tecellilerinden biridir. Devam >>

Kuran Ahlakı ve Derin Düşünmek

Kuran Bilgisi: Ahkaf Suresi

Ahkaf Suresi, Kuran’ı Kerim’in 46. suresidir. Mekke döneminin sonlarında indirilmiştir. 35 ayetten oluşmaktadır. Sure adını 21. ayette de geçen “ahkaf” kelimesinden almıştır. Ayette geçen “ahkaf” uzun ve yüksek kum yığını manasına gelen “hıkf”ın çoğuludur. Hz. Hud (a.s.)’ın kavmi olan Ad kavmi, Yemen’de denize yakın kum tepeleri arasında oturduğundan bu bölgeye “ahkaf” denmiştir. “Ad’ın kardeşini hatırla; onun önünden ve ardından nice uyarıcılar gelip geçmişti; hani o, Ahkaf’taki kavmini: “Allah’tan başkasına kulluk etmeyin, gerçekten ben, sizin için büyük bir günün azabından korkarım” diye uyarmıştı.” (Ahkaf Suresi, 21) Bu surede ayrıca; Allah’ın birliği, onun evrende var olan her şeyin tek ve mutlak sahibi olduğu, Kuran ve Kuran’dan evvel indirilmiş bulunan diğer kitaplar, kıyamet günü insanların hesaba çekilecekleri ve yaptıklarının karşılıklarını alacakları anlatılmaktadır. Devam >>

İman Hakikatleri ve Yaratılış Mucizesi

Deniz Canlılarının Yavrularına Gösterdikleri Özen

Balıklar yavrularını korumak için hangi yöntemleri kullanırlar? Yengeçler yavrularını nasıl taşırlar? Yunus ve balinaların yavrularını korumak için aldıkları önlemler nelerdir? Bir canlının yavrusunu korumak için kendini tehlikeye atması ya da onun bakımını yapabilmek için günlerce aç kalması, fedakar davranışlardır ve büyük bir özen gerektirir. Fedakarlık ve özen için şuurun ve aklın var olması gerekir. Çünkü yavrusunun bakımına ve korunmasına özen gösteren canlının düşünmesi, yavrusunun ihtiyaçlarını tespit etmesi, bu ihtiyaçlara göre kararlar vermesi ve bu kararları uygulaması gerekir. Oysa bu canlılar, yavrularına  gösterdikleri  irade ve şuura kendi kendilerine sahip olmamışlardır. Bu canlılar Yaratıcımız olan Allah’ın emriyle hareket etmektedirler. Allah yapmakta olduklarını onlara ilham etmektedir. Ayetlerde şöyle buyrulur: “Şu halde hamd göklerin Rabbi, yerin Rabbi ve alemlerin Rabbi Allah’ındır. Göklerde ve yerde büyüklük O’nundur. O, üstün ve güçlüdür, hüküm ve hikmet sahibidir.” (Casiye Suresi, 36-37) www.Kurandaevrimyok.com Devam >>

Harun Yahya ve Etkileri

Bu Ay Neler Var? İlmi Mercek Sayı 95

www.gorunmezmehdiinanci.com Peygamberimiz (s.a.v.), hadislerinde Hz. Mehdi (a.s.)’ın özellikleri hakkında pek çok tanıtıcı bilgi vermiş ve insanların Hz. Mehdi (a.s.)’ı bir şahıs olarak göreceklerini bildirmiştir. Rivayetlerden ve İslam alimlerinin izahlarından Hz. Mehdi (a.s.)’ın bir şahs-ı manevi olmayacağı, fiziksel özelliklerine, karakter ve ahlakına, nesebine kadar detaylı olarak tarif edilmiş mübarek bir şahıs olacağı, açık ve net bir biçimde anlaşılmaktadır. Sayın Adnan Oktar da çeşitli tarihlerde yaptığı röportajlarında Hz. Mehdi (a.s.)’ın şahıs olduğunu ve şahs-ı manevi beklentisinin tehlikesini detaylı olarak açıklamaktadır. Bu Ay Sizin İçin Seçtiklerimiz: İMANIN GÜZELLİKLERİ (KİTAP) Allah her insanı, herşeyin en güzelinden, en mükemmelinden zevk alacak ve bunlara karşı büyük bir özlem duyacak bir ruh ile yaratmıştır. Bu nedenle insan, hayatı idrak etmeye başladığı andan itibaren bu mükemmelliğe ulaşabilmek için, içinde sürekli olarak büyük bir istek duyar. Daima bir güzellik ve nimet arayışı içerisinde olur. Ancak buna ne kadar çok istek duyarsa duysun ve bunun için ne kadar çok çaba harcarsa harcasın, dünya hayatında hiçbir zaman aradığı mükemmellikle karşılaşamaz. Bu kitapta Allah’ın dünya hayatını özel olarak kusurlu ve eksik olarak yarattığı ve imanın vesile olduğu güzellikler anlatılmaktadır. Ücretsiz olarak okumak için: www.harunyahya.org sitesinde “Kitaplar” bölümünü ziyaret edebilirsiniz. www.Adnanoktardiyorki.com Devam >>

Kuran Ahlakı ve Derin Düşünmek

Bir Ayet Bir Açıklama: Bakara Suresi, 165

www.Kuranfihristi.net “İnsanlar içinde, Allah'tan başkasını 'eş ve ortak' tutanlar vardır ki, onlar (bunları), Allah'ı sever gibi severler. İman edenlerin ise Allah'a olan sevgileri daha güçlüdür...” (Bakara Suresi, 165) Devam >>

İman Hakikatleri ve Yaratılış Mucizesi

Yürüyen Taşlar Mucizesi

Amerika Birleşik Devletleri’nin Kaliforniya Eyaleti’nde Ölüm Vadisi adı verilen bir vadi bulunmaktadır. Bu vadide, son derece mucizevi bir olay gerçekleşir… Ayakları, kolları, kasları ve hatta beyinleri dahi olmayan taşlar kilometrelerce yürür! Hem küçük hem de onlarca kilo ağırlığında olan taşlar, bazen kıvrımlı, bazen zig-zag ya da bazen düz çizgileri ardlarında bırakarak, vadi boyunca yürürler. Üstelik de tek bir yöne değil, farklı farklı yönlere… Yürüyen taşlar, ilk kez keşfedildiklerinde bilim dünyasında çok büyük yankı uyandırmış ve bilim adamları bu esrarengiz durumu hemen araştırmaya başlamışlardır. Ancak, onlarca yıllık araştırmaya rağmen uzun yıllar hiçbir yanıt alamamışlardır. Ta ki, yakın bir zamana dek… Devam >>

Ahir Zaman, Hz. Mehdi ve Hz. İsa

Yüzyılımızın Büyük Müjdesi: Kutlu Ve Güzel Bir Dönemde Yaşıyoruz

Hz. İsa (a.s.)’ın inişi, Hz. Mehdi (a.s.)’ın çıkışı ve İslam ahlakının bu mübarek şahıslar vesilesiyle dünyaya hakim olacak olması tüm Müslümanlar için çok önemli ve güzel müjdelerdir. Peygamberimiz (s.a.v)’in Mehdiyetle ilgili haber verdiği tüm bilgilerin son 30 yıl içinde ardı ardına gerçekleşmesi bu kutlu dönemin içinde olduğumuzu göstermektedir.     Peygamber Efendimiz (s.a.v.) Dünyanın Son Döneminde Olduğumuzu ve Hz. İsa (a.s.)'ın Nüzulü ve Hz. Mehdi (a.s.)'ın Zuhurunun Bu Son Dönemde Olacağını Müjdelemiştir:   Peygamber Efendimiz (sav)’in hadisinde bildirdiği, "İNSANLAR 1400 SENESİNDE HZ. MEHDİ (AS)'IN YANINDA TOPLANACAKLARDIR." (Risaletül Huruc ül Mehdi, s. 108) ifadesiyle Hz. Mehdi (a.s.)'ın  Hicri 1400'de zuhur edeceği açık bir şekilde haber verilmiştir. Yine son 1000 yılın en büyük İslam alimi Üstad Said Nursi, külliyatında Hz. Mehdi (a.s.)'ın Hicri 1400'de zuhur edeceğini bildirmiştir:   “İSTİKBAL-İ DÜNYEVİYEDE (dünyanın geleceğinde) 1400 SENE SONRA GELECEK BİR HAKİKATİ asırlarında karib (yakın) zannetmişler.” (Sözler, s. 318)   Gerçekten de Hicri 1400'ün başlamasıyla birlikte Peygamberimiz (s.a.v.) tarafından bildirilen ahir zaman alametleri teker teker ve ardı ardına gerçekleşmeye başlamıştır.   Peygamberimiz (s.a.v.)'den rivayet edilen birçok hadis; büyük İslam alimi İmam Rabbani'nin ünlü eseri Mektubat-ı Rabbani'de, Ehl-i Sünnet hadis literatürünün en önemli altı kitabı olan Kütüb-i Sitte'de yer almaktadır. Ayrıca Said Nursi Hazretleri'nin eserlerinden olan Barla Lahikası, Kastamonu Lahikası, ve Şualar'da defalarca ve yine Üstad'ın Hicri 1327 yılında Şam'da Emevi Camii'nde on bin kişiye verdiği hutbesinde (Hutbe-i Şamiye'de) Hz. Mehdi (a.s.)'ın Hicri 1400 yılında çıkacağı çok açık bir şekilde belirtilmektedir. Peygamberimiz (s.a.v.)'in hadis-i şerifleri doğrultusunda açıklamalar yapan Suyuti Hazretleri ve Ahmed Bin Hanbel gibi büyük İslam alimleri, İslam ümmetinin ömrünün Hicri 1500'lerin ilk dönemlerini pek fazla geçmeyeceğini yani Hicri 1600'e ulaşmayacağını ifade etmişlerdir:   "BENİM ÜMMETİMİN ÖMRÜ 1500 SENEYİ PEK GEÇMEYECEK." (Suyuti, el-Keşfu an Mücavezeti Hazihil Ümmeti el-Elfu, el-havi lil Fetavi, Suyuti. 2/248, tefsiri Ruhul Beyan. Bursevi. (Arapça) 4/262, Ahmed bin Hanbel, Kitâbu'l-İlel, s. 89.)   "BU ÜMMETİN ÖMRÜ BİN  (1000) SENEYİ GEÇECEK FAKAT BİN BEŞYÜZ (1500) SENEYİ AŞMAYACAKTIR." (Kıyamet Alametleri, s. 299)     Said Nursi de ümmetin ömrünün HİCRİ 1506 yılına kadar olacağını söylemektedir:   "... Birinci cümle, BİN BEŞ YÜZ (1500) makamiyle ahir zamanda bir taife-i mücahidinin (din için çalışanların) son zamanlarına ve ikinci cümle, BİN BEŞ YÜZ ALTI (1506) makamiyle galibane (galip olan) mücahedenin (Allah yolunda gösterilen çabanın) tarihine... işaret eder. (...) bu tarihe kadar (1506) zahir (görünen) ve aşikarane (açık, belli), belki galibane devam edeceğine remze yakın (işaret yoluyla) ima eder." (Sikke-i Tasdik-i Gaybi, s. 46)   Yine Üstad, Kastamonu Lahikası'nın 33. sayfasında kıyametin kopma tarihini 1545 olarak vermiştir. (Doğrusunu Allah bilir.)   "Ümmetimden bir taife Allah'ın emri gelinceye kadar (kıyamete kadar) hak üzerinde olacaktır."   "Ümmetimden bir taife.." fıkrasının (bölümünün) makam-ı cifrîsi (cifir hesâbına göre olan netice, sayı değeri) 1542 (2117) ederek nihayet-i devamına (varlığının sonuna) îma eder. "Hak üzerinde olacaktır." (şedde sayılır) fıkrası dahi; makam-ı cifrîsi 1506 (2082), bu tarihe kadar zâhir ve aşikârane (açık ve ortada), belki galibane; sonra tâ 1542 (2117)ye kadar, gizli ve mağlubiyet içinde vazife-i tenviriyesine (aydınlatma görevine) devam edeceğine remze (işarete) yakın îma eder. "Allah'ın emri gelinceye kadar" (şedde sayılır) fıkrası dahi; makam-ı cifrîsi 1545 (2120), kâfirin başında KIYAMET KOPMASINA îma eder. (Kastamonu Lahikası, s. 33)   Bu sahih kaynaklar doğrultusunda Hz. İsa (a.s.)'ın yeniden yeryüzüne dönüşünün, Hz. Mehdi (a.s.)'ın çıkışının, İslam ahlakının yeryüzüne hakim oluşunun vaktinin Hicri 1400'den sonraki bir yüzyılda olmayacağı son derece açıktır. Hicri 1400 yılı İslam ahlakının, Hz. İsa (a.s.) ve Hz. Mehdi (a.s.) önderliğinde tüm dünyaya hakim olacağı yüzyıldır. Ardından ise yeniden çok büyük bir bozulma yaşanacak, bu bozulmanın sonunda kıyamet kopacaktır. (Doğrusunu Allah bilir)    www.Mehdiyet.net   Mehdiyet ve Mesihiyetin Bütün Dünyanın Gözü Önünde Gelişmesi Büyük Bir Mucizedir   Hadislerde Hz. İsa (a.s.)'ın ve Hz. Mehdi (a.s.)'ın çıkışından önce dünyanın büyük bir herc-ü merc (kargaşa) içinde kalacağı ve dünyaya dinsizliği, ahlaki çöküntüyü, zulmü, haksızlığı ve kan dökmeyi yayacak deccaliyetin ortaya çıkacağı bildirilmiştir. Ahir zamanda Hz. İsa (a.s.)'ın ve Hz. Mehdi (a.s.)'ın insanları güzel ahlaka, imana, huzura ve güvenliğe davet etmeleri karşısında; kargaşayı ve çatışmayı savunan, acımasızlığı ve bencilliği telkin eden, insanları yıkıma ve helake sürükleyen deccaliyet, bu amaçla Darwinizm'i kullanmaktadır. Dolayısıyla Hz. Mehdi (a.s.)'ın asli görevlerinden bir tanesi, materyalist ve Darwinist felsefeyi fikren tam anlamıyla ortadan kaldırmak ve Allah inancını dünyaya hakim etmektir. Ahir zamanda kitlelere hakim olan bu sapkın din, Yüce Allah'ın izniyle Hz. Mehdi (a.s.) tarafından ilmen yok edilecektir.     Günümüzde Darwinizm'in artık tamamen yıkılmış olması, sahtekarlıkla elde edilen dünya hakimiyetinin büyük bir hezimete doğru gitmekte olduğunu gösterir. Aslında bu durum, Darwinizm'in kaderidir. Darwin, Allah dilediği için Darwinizm'i ortaya atmıştır. Darwinizm, Allah dilediği için dünyaya hakim olmuştur. Ve şimdi bu sapkın inanç, Allah dilediği ve Allah'ın kaderde takdir ettiği vakit geldiği için köklü ve büyük bir yenilgiye uğramaktadır. İnsanlar, Allah'ın belirlediği bir kader dahilinde Darwinizm fitnesine uymuşlardır. Şimdi de, yine Allah'ın belirlediği kader içinde, Hz. İsa (a.s.) ve Hz. Mehdi (a.s.)'a uyacaklardır ve tüm dünya, Hz. Mehdi (a.s.)'ın, Darwinizm'i, materyalizmi, kısacası tüm deccali sistemleri ortadan kaldırıp fikren yok etmesiyle bu sapkın fitneden kurtulmanın huzuruna kavuşacaktır.    Peygamber Efendimiz (s.a.v.) Hz. Mehdi (a.s.)’ın Darwinist sistemi Allah’ın izniyle yok edeceğini şöyle müjdelemiştir:    “Kaldı ki, Ahmed Tayalisi, Naim b. Hammad, Abd b. Hamid, Tirmizî hasen hadis diyerek, İbnü Mâce, İbnü Cerir, İbnü Münzir, İbnü Ebi Hatim, İbnü Merduye ve Beyhakî gibi zatların Ebu Hüreyre (r.a)’den rivayet ettikleri bir hadiste Resulullah (s.a.v.) buyurmuştur ki: “DÂBBETÜ’L-ARZ, MUSA (A.S.)’IN ÂSASI, SÜLEYMAN (A.S.)’IN MÜHRÜ YANINDA OLARAK ÇIKACAK, MÜHÜR İLE MÜMİNİN YÜZÜNÜ PARLATACAK, ÂSA İLE KÂFİRİN BURNUNU KIRACAK (İNKARA DAYALI FİKİR SİSTEMLERİNİ YOK EDECEK) ...” (Elmalılı tefsiri)   Hz. Mehdi (a.s.)’ın Darwinizmi yok etmesinin ardından Peygamberimiz (s.a.v.)'in bildirdiği gibi Hz. İsa (a.s.), deccali öldürecek ve yeryüzünde İslam ahlakının tam olarak hakim olduğu, kutlu bir dönemin başlamasına vesile olacaktır. Hz. İsa (a.s.)'ın deccali öldürmesiyle ilgili bir hadis şöyledir:   DECCAL, HZ. İSA (A.S.)'I GÖRÜNCE SU İÇİNDE TUZUN ERİMESİ GİBİ ERİR VE KOŞARAK KAÇIP GİDER. HAZRETİ İSA (DECCAL'İN ARKASINDAN): -BENİM SANA İNDİRECEĞİM BİR DARBE VAR, SEN BU DARBEDEN HİÇ KURTULAMAZSIN, DER ONA (Filistin'deki Bab-Ü Lüdd denilen mevkide yani) BAB-Ü LÜDD'ÜN ŞARK TARAFINDAKİ BAB-Ü REMLE (reml kapısı; reml, Filistin''de bir kasabanın ismidir) YANINDA YETİŞEREK DECCAL'İ ÖLDÜRÜR. (Ölüm-Kıyamet-Ahiret ve Ahirzaman Alametleri, s. 496)     www.mehdikanakitmaz.com   Hz. Mehdi (a.s.)'ın Farklı İnançlardaki İnsanları Tek Damla Kan Akıtmadan İttihad-ı İslam'ın Çatısı Altında Birleştirmesi Çok Büyük Bir Müjdedir   Hz. Mehdi (a.s.) Allah’ın izniyle Kuran ahlakını temel alan dolayısıyla her düşünceden, her inançtan, her milletten insana karşı şefkatle ve anlayışla yaklaşan, herkesin hakkını koruyan, herkesi rahat ettiren bir huzur ve barış birliği oluşturacaktır. Hz. Mehdi (a.s.) vesilesiyle İttihad-ı İslam çatısı altında tüm çatışmalara, terör eylemlerine, anarşiye tam anlamıyla son verilecek ve bu birliğin kurulmasıyla tüm fitneler sona erecektir. Bu güzel birliğin tesis edilmesiyle Museviler ve Hristiyanlar da güvenlik içinde ibadet edebilecekleri, diledikleri gibi ticaretlerini yapacakları, istedikleri yerde istedikleri gibi yerleşebilecekleri, kendilerini tam anlamıyla güvende hissedecekleri bir ortama kavuşacaklardır. Hz. Mehdi (a.s.) bu birliğin oluşturulması esnasında tek damla kan dökmeyecek, Müslümanların sevgiyle bir araya gelmesiyle, şefkatle, güzel sözle, akılcı ve hikmetli anlatımlarla dostluğun yaygınlaşmasını gerçekleştirecektir.    Hz. Mehdi (a.s.)’ın vesilesiyle bu dönemde tüm çatışmaların sona ereceği, tüm silahların susacağı, insanların barış ve sevgi içinde yaşayacakları Peygamber Efendimiz (s.a.v.)'in müjdelediği bir gerçektir. Peygamberimiz (s.a.v), Hz. Mehdi (a.s.) döneminde yeryüzünde hiç kan dökülmeyeceğini, yeryüzünü kaplayacak olan barış, adalet, güzellik, huzur ve güven dolu ortamı hadislerde şu şekilde haber vermiştir:   İnsanlar, bal arılarının beyleri etrafında toplanması gibi, Hz. Mehdi (a.s.)'ın çevresinde toplanırlar. (Hz. Mehdi (a.s.)) DAHA ÖNCE ZULÜMLE DOLU OLAN DÜNYAYI, ADALETLE DOLDURUR. ADALETİ O DENLİ OLUR Kİ, UYKUDA OLAN BİR KİMSE DAHİ UYANDIRILMAZ ve BİR DAMLA KAN BİLE AKITILMAZ. DÜNYA, ADETA ASR-I SAADET DEVRİNE GERİ DÖNER. (El Kavlu'l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, s. 29 ve 48)   Hz. Mehdi (a.s.), Peygamber (s.a.v.)’in yolunda gidecek, uyuyan kişiyi uyandırmayacak, KAN DA AKITILMAYACAKTIR. (Muhammed B. Resul Al-Hüseyni El Berzenci, Kıyamet Alametleri, Pamuk Yayınları, s. 163)   (Hz. Mehdi (a.s.)) Zamanında ne bir kimse uykusundan uyandırılacak, NE DE BİR KİMSENİN BURNU KANAYACAKTIR. (El Kavlu'l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, s. 44)   İnsanların Dünyanın Son Dönemi Olan Ahir Zamanda Bir Peygamber Görmeleri Yüce Allah'ın Çok Büyük Bir Lütfudur     Hz. İsa (a.s.) bundan yaklaşık 2000 yıl önce yaşamış olan, Allah’ın dünyada ve ahirette seçkin kıldığı bir elçisidir. Hz. İsa (a.s.)’ın doğumu, hayatı ve Allah Katına alınması hep mucizevi bir biçimde gerçekleşmiş, bu mübarek insanın hayatı Kuran’da ayrıntılı olarak haber verilmiştir. Hz. İsa (a.s.)’ı diğer peygamberlerden ayıran en önemli özelliği onun halen vefat etmemiş, Allah Katına yükseltilmiş ve yeryüzüne tekrar geri gönderilecek olmasıdır. Onun bu özel durumuna dair Kuran’da önemli işaretler vardır. (Nisa Suresi, 156-159; Al-i İmran Suresi, 55; Maide Suresi, 117; Zuhruf Suresi, 57-61; Al-i İmran Suresi, 45-48; Maide Suresi, 110; Al-i İmran Suresi, 59; Meryem Suresi, 33) Bu ayetlerin birinde “Şüphesiz o, kıyamet-saati için bir ilimdir. Öyleyse ondan yana hiçbir kuşkuya kapılmayın ve Bana uyun. Dosdoğru yol budur.” (Zuhruf Suresi, 61) buyrulmaktadır. Bu ayet Hz. İsa (a.s.)’ın ahir zamanda yeryüzüne dönüşüne açık bir işaret taşır.    Yüce Rabbimiz, dünya hayatının sonunun yaklaştığı ahir zaman adı verilen dönemde, tüm zorlukların, savaşların, terör, dejenerasyon ve korkuların hüküm sürdüğü bir zamanda, dünyaya mübarek bir şahsı gönderecek ve onun vesilesiyle her türlü zulmü ve adaletsizliği sona erdirecektir. Bu mübarek şahıs Hz. Mehdi (a.s.)'dır. Hz. Mehdi (a.s.)'ın zuhurunun ardından Hz. İsa (a.s.) yeniden yeryüzüne gelecek ve Hz. Mehdi (a.s.) ile birlikte, tüm dünyaya İslam ahlakını hakim kılacaktır. Şüphesiz bu iki değerli zat tüm insanlık için büyük bir müjde ve Yüce Allah’ın büyük bir rahmetidir.   Hz. İsa (a.s.)’ın gelişi Kuran’ın pek çok ayetinde bildirilmesinin yanı sıra Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in hadislerinde de müjdelenmiştir. Bu hadislerden biri şu şekildedir:    “VALLAHİ MUHAKKAK VE MUHAKKAK MERYEM OĞLU İSA (A.S.) İNECEK, HEM ADİL BİR HAKEM, ADALETLİ BİR HÜKÜMDAR OLARAK İNECEK... (Ebu Hureyre r.a. / Buhari, Büyu 102, Mezalim 31, Enbiya 49; Müslim, İman 242 (155); Ebu Davud, Melahim 14 (4324); Tirmizi, Fiten 54 (2234)”    Ayet ve hadislerde haber verildiği gibi Hz. İsa (a s.)’ın  dünyanın bu son dönemi olan ahir zamanda geleceği çok açıktır. Ancak Hz. İsa (a.s.)’ı tanımak herkes için mümkün olmayabilir. Bu konu ile ilgili Bediüzzaman Said Nursi şunları söylemektedir:    “Hz. İsa (a.s.) geldiği vakit, herkesin onun İsa olduğunu bilmesi gerekmez. Onun yakınları ve ileri gelen kişiler, imanın nuru ile onu tanırlar. Yoksa açıkça herkes onu tanımayacaktır.” (Mektubat, s. 54)    Ancak Hz. İsa (a.s.)’ı bazı özellikleriyle tanımak mümkün olabilir:   * Üstün iman gücü,  * Hikmet ve hitabet gücünün çok yüksek olması, * Çok güvenilir olması, * Dünya üzerinde hiçbir akrabası, tanıyanı, ailesi olmaması * Deccalin hipnozunu bozması,  * Allah’ın izniyle ölüyü diriltmesi,  * Gözü kör olan birinin gözlerini açması  * Simasının çok güzel ve nurlu olması  * Gözlerindeki derinlik, keskin bakış ve yeşile bakan gri renkli gözleri,  * Kırmızıya çalar beyaz renkli parlak yüz rengi,  * Küçük ve güzel burnu, hafif çilli ve düzgün yüz hatları, * Sanki su damlıyor gibi ıslak görünümlü yeni taranmış izlenimi veren kestane rengi saçları. Aynı renkteki sık sakalı,   * Uzuna yakın orta boylu, geniş omuzlu, ince belli çok çevik, güçlü ve atletik yapılı  vücudu,  * Temiz, kibar ve uzun parmaklı, parlak renkli mükemmel şekilli elleri, gibi belirgin özellikleri vesilesiyle müminler tarafından hemen tanınacaktır.    Hz. İsa (a.s.)'ın nüzulünden sonra tüm Hristiyanlar ve Musevilerin Müslüman olmaları ise yine bu dönemin en kutlu olaylarından biridir. Çünkü Hz. İsa (a.s.) Musevileri  ve Hristiyanları gerçek Musevi, İsevileri gerçek İsevi olmaları için Kuran ahlakına uymaya davet edecek, Hristiyanlar ve Museviler de Müslümanların samimi uygulamalarını örnek alarak gerçek İsevi, gerçek Musevi olmak için gerçek Muhammedi olmak gerektiğini anlayacaklardır.    www.hazretiisa.com   Peygamberimiz (s.a.v.) Döneminde Yaşayan Sahabelerin Bile Bekledikleri Hz. Mehdi (a.s.)'ın İçinde Bulunduğumuz Yüzyılda Zuhur Etmesi Yüce Rabbimiz'in Büyük bir Nimetidir   Peygamberimiz (s.a.v)’in Hz. Mehdi (a.s.)’ın, çıkış alametlerini, vesile olacağı güzellikleri, fiziksel görünümünü, cemaatini, faaliyetlerini yüzlerce hadis ile çok detaylı anlatmıştır. Sahabeler de Peygamberimiz (s.a.v)’in Hz. Mehdi (a.s.)’ı anlatmasından büyük heyecan duymuş ve neredeyse günde 5 vakit Hz. Mehdi (a.s.) hakkında sorular sorarak bu mübarek zat hakkında daha çok bilgi öğrenmek istemiştir. Peygamberimiz (s.a.v)’in Mehdiyeti anlatımı çok coşkulu ve sahabenin Hz. Mehdi (a.s.)’a sevgisi çok büyük olduğundan, Ashab-ı Kiram içinde Hz. Mehdi (a.s.)’ı kendi devirlerinde bekleyenler bile olmuştur.    Sahabeler, Peygamberimiz (s.a.v.)’in hemen vefatından sonra, Hz. Mehdi (a.s.)’ın kendi zamanlarında çıkacağını zannetmişler ve safların arasında aramaya başlamışlardır. Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri sahabelerin Hz. Mehdi (a.s.)’a olan bu sevgilerini ve bu değerli zatı arayışlarını ...İSTİKBAL-İ DÜNYEVİYEDE 1400 SENE SONRA GELECEK BİR HAKİKATİ ASIRLARINDA KARİB (YAKIN) ZANNETMİŞLER... (Sözler, s. 318) sözleri ile açıklamıştır.    Ancak sahabelerin büyük bir coşkuyla beklediği ve aradığı Hz. Mehdi (a.s.)’ın çıkışı vaktini ve yerini Resulullah Efendimiz (s.a.v.) çok detaylı olarak haber vermiştir. Bu yazıda da yer verilen hadislerde Hz. Mehdi (a.s.)’ın bu yüzyılda çıkacağı çok net olarak açıklanmıştır.   Peygamber Efendimiz (s.a.v.) “DÜNYADA HİÇBİR ZAMAN KALMAYIP ANCAK TEK BİR GÜN KALSA BİLE O GÜNDE BENİM AİLEMDEN BİR ZATIN (HZ. MEHDİ (A.S.)'IN ) DEYLEM DAĞINA (YAHUT EYALETİNE) VE KONSTANTİNİYYE ŞEHRİNE (İSTANBUL’A) SAHİP OLMASI İÇİN ALLAH (C.C.) MUHAKKAK O GÜNÜ UZATACAKTIR. (Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 74 / Ölüm-Kıyamet-Ahiret ve Ahirzaman Alametleri, s. 440) hadisinde ise Hz. Mehdi (a.s.)’ın İstanbul’da çıkacağını belirtmiştir.   Kuşkusuz Hz. Mehdi (a.s.)’ın bu yüzyılda ve İstanbul’dan çıkacak olması tüm insanlık için bir müjde olduğu kadar özellikle Türk milleti için de büyük bir şeref olacaktır.    Hz. Musa (a.s.)’ın, Hz. Mehdi (a.s.)’ın faziletlerini öğrenince  Hz. Mehdi (a.s.) olmak için Allah’a dua ettiği şöyle rivayet edilir.   Salim-ul eşell’dan:    “HZ. MUSA BİN İMRAN, TEVRAT’IN BİRİNCİ BÖLÜMÜNDE ALİ MUHAMMED’İN KAİM’İNE (ALEYHİMUSSELAM) (HZ. MEHDİ (A.S.)’A) VERİLEN KUDRET VE FAZİLETLERİ GÖRÜNCE DEDİ Kİ: “RABBİM, BENİ ALİ MUHAMMED’İN KAİM’İ (HZ. MEHDİ (A.S.)) OLARAK KARAR KIL”. Ona şöyle söylendi: Doğrusu o (Hz. Mehdi (a.s.)), Ahmed’in (Peygamberimiz (s.a.v.)'in) neslindendir.   SONRA TEVRAT’IN İKİNCİ BÖLÜMÜNE BAKINCA AYNI ŞEYİ GÖRDÜ. AYNI SÖZÜ TEKRARLADI VE ONA AYNI CEVAP VERİLDİ. SONRA ÜÇÜNCÜ BÖLÜMDE DE AYNI ŞEYLERİ GÖRÜNCE AYNI SÖZLERİ TEKRARLADI VE AYNI CEVABI ALDI.” (Şeyh Muhammed b. İbrahim-i Numani, Gaybet-i Numani, s. 280)    Hz. Ali (r.a.) kendi soyundan gelecek olan Hz. Mehdi (a.s.)’a karşı coşkun bir sevgi  beslemiştir. Bir sözünde Hz. Mehdi (a.s.)’a ulaşmak için her türlü engelin aşılması gerektiğini şöyle belirtmiştir:   Kapalı bir sandık içinde olsam dahi Mehdi (a.s.)’a katılmak için kilidini kırar çıkarım. Çünkü orada Allah’ın halifesi Mehdi (a.s.) vardır.  (Kıyamet Alametleri, Muhammed B. Resul Al-Hüseyni El Berzenci, sf. 171)   Hz. Musa (a.s.)'ın, "Hz. Mehdi (a.s.) Olmak İçin" Allah'a Dua Ettiği, Hz. Ali (r.a.)'ın Çok Görmek İstediği Hz. Mehdi (a.s.)'ı Asrımızda Yaşayan İnsanların Görecek Olması Allah'ın Çok Büyük Bir Rahmetidir   Bir diğer sözünde ise Hz. Mehdi (a.s.) için dua etmiş ve “onu ne de çok görmek isterdim” diyerek Hz. Mehdi (a.s.)’a olan sevgisini ve özlemini belirtmiştir:   Sonra Hz. Mehdi aleyhisselam’ın sıfatlarını sayarak buyurdu ki: “İÇİNİZDEKİ EN GENİŞ SIĞINAKTIR, İÇİNİZDE İLMİ EN ÇOK OLANDIR, VE DOSTLARINI, SEVDİKLERİNİ EN FAZLA ARAYIP SORANDIR. Allah’ım! Onun zuhurunu, hüzünlerin giderilmesine vesile kıl ve ümmetin dağınıklığını onunla topla! Eğer Allah seni muvaffak kılarsa ONUN BİATINA KOŞ (ONA TABİ OL) VE ONDAN ASLA VAZGEÇME. EĞER MUVAFFAK OLUR DA, ONA ULAŞIR VE HİDAYET OLURSAN ONDAN ASLA VAZGEÇME. ÂH – VE ELİYLE GÖĞSÜNÜ GÖSTEREREK – ONU NE DE ÇOK GÖRMEK İSTERDİM.” (Şeyh Muhammed b. İbrahim-i Numani, Gaybet-i Numani, s. 252)   Nitekim Allah’ın izniyle bu yüzyılda zuhur edecek olan Hz Mehdi (a.s.)’ı insanlar zaman içinde tanıyacaklar ve insanlık tarihi boyunca beklenen bu değerli şahsa derin bir sevgi ve muhabbet duyacaklardır. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) Hz. Mehdi (a.s.)’a duyulacak olan bu sevgiyi şöyle haber vermiştir:    HZ. MEHDİ (A.S.) ZUHUR EDER, HERKES SADECE ONDAN KONUŞUR, O'NUN SEVGİSİNİ İÇER VE O'NDAN BAŞKA BİR ŞEYDEN BAHSETMEZLER. (Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 33)   Hz. Mehdi (a.s.) gelince, İNSANLAR ONU AŞK VE MUHABBETLE KUCAKLAYACAKLARDIR. (El-Kavlu’l Muhtasar Fi Alamet-il Mehdiyy-il Muntazar, s. 37)   www.hazretimehdi.com   Sayın Adnan Oktar Kutlu ve Güzel Bir Devirde Olduğumuzu Anlatıyor   ADNAN OKTAR: Kutlu ve güzel bir devirdeyiz, hoş bir devirdeyiz. Bütün dünyanın gözü önünde Mehdiyet, Mesihiyet gelişiyor. Çok büyük bir mucize bu, çok hayret verici bir olay, tarihi bir olay bütün dünyanın gözü önünde gelişiyor şu an. Bakın, duyan şaşırıyor. Mehdiyet döneminde, Hristiyan, Musevi, Müslüman hep beraber olacaktır, birlikte yapacaklardır. Ayrı gayrı bir yol yok. Çünkü Peygamberimiz (s.a.v.) açıklamış “Hz. Mehdi (a.s.) Hristiyanlara İncil’le hükmedecek, İncil’in gerçeğiyle. Musevilere Tevrat’ın gerçeğiyle hükmedecek” diyor. Ne demek bu? Hristiyanlar, Museviler bu birliğin içindeler. Türk İslam Birliği dediğimizde Hristiyanları içine alan, Musevileri de içine alan, Müslümanların güzel hizmetlerinin olduğu bir birlik. Dolayısıyla İttihad-ı İslam denen olay budur, inşaAllah...   Jeremy Bey onunla görüştüğüm için teşekkür etmiş. Mesajı şöyle: “Umarım Allah onun barış dolu mesajlarını dünyanın her yerine ulaştırır. Sizin için yapabileceğim bir şey olursa lütfen söyleyin. Allah sizi korusun” demiş.   İşte yapılacak şey, Allah’ı daha çok sevmeleri, Darwinizme, materyalizme karşı tavır almaları ve Mesih’i aramaları, Mehdi (a.s.)’ı aramaları, o kadar. Aradıklarında bulacaklar, yani ben bulamayacakları birinden bahsetmiyorum, rahatça bulabilecekleri birinden bahsediyorum, inşaAllah. (18 Ocak 2012 tarihli A9 TV röportajından)    www.Adnanoktardiyorki.com   Hadislerde Bildirilen Alametlerin Tümü Gerçekleşmiştir   Peygamber Efendimiz (s.a.v.)'in Hz. Mehdi (a.s.)'ın çıkış alametleri olarak bildirdiği olayların hepsi günümüzde arka arkaya gerçekleşmiştir. Tam kendisinin söylediği şekilde Hicri 1400'ün başlamasıyla birlikte Fırat'ın suyu kesilmiş; İran-Irak Savaşı yaşanmış; Kabe'de kanlı baskın olmuş; Ramazan Ayı'nda 15 gün arayla Ay ve Güneş tutulmaları olmuş; Afganistan işgal edilmiş; Irak işgal edilmiş; Bağdat alevlerle kuşatılmış; Halley Kuyruklu Yıldızı çıkmış; Irak'ın Kuveyt'i işgali sırasında  petrol kuyularının ateşe verilmesiyle Doğu'dan bir ateş görülmüş; 11 Eylül'de Amerika'daki ikiz kulelerin saldırıya uğramasıyla tozlu, dumanlı, karanlık bir fitne zuhur etmiş; Şam ve Mısır melikleri öldürülmüş; Azerbaycan işgal edilmiş; iki tane kuyruğu olan ve diğer yıldızların ters yönünde hareket eden Lulin kuyruklu yıldızı görülmüş ve daha bu şekilde yüzlerce alamet ortaya çıkmıştır. Tüm bu yaşananlar ahir zamanda olduğumuzun, bu yüzyılda Hz. İsa (a.s.)'ın yeniden dünyaya geleceğinin, Hz. Mehdi (a.s.)'ın çağında yaşadığımızın delilidir.   Bu alametlerin Peygamberimiz (s.a.v)'in bildirdiği şekilde gerçekleştiğini görmek kesinlikle ahir zamanda yaşadığımıza, Hz. İsa (a.s.)'ın bu dönem içinde geleceğine, Hz. Mehdi (a.s.)'ın inşaAllah zuhur etmiş olduğuna ve kıyametin yaklaşarak geldiğine, samimi bir Müslümanın inanması için yeterlidir. Devam >>

Türk-İslam Birliği

Yüzyılımızın Büyük Müjdesi: Kutlu Ve Güzel Bir Dönemde Yaşıyoruz

Hz. İsa (a.s.)’ın inişi, Hz. Mehdi (a.s.)’ın çıkışı ve İslam ahlakının bu mübarek şahıslar vesilesiyle dünyaya hakim olacak olması tüm Müslümanlar için çok önemli ve güzel müjdelerdir. Peygamberimiz (s.a.v)’in Mehdiyetle ilgili haber verdiği tüm bilgilerin son 30 yıl içinde ardı ardına gerçekleşmesi bu kutlu dönemin içinde olduğumuzu göstermektedir.     Peygamber Efendimiz (s.a.v.) Dünyanın Son Döneminde Olduğumuzu ve Hz. İsa (a.s.)'ın Nüzulü ve Hz. Mehdi (a.s.)'ın Zuhurunun Bu Son Dönemde Olacağını Müjdelemiştir:   Peygamber Efendimiz (sav)’in hadisinde bildirdiği, "İNSANLAR 1400 SENESİNDE HZ. MEHDİ (AS)'IN YANINDA TOPLANACAKLARDIR." (Risaletül Huruc ül Mehdi, s. 108) ifadesiyle Hz. Mehdi (a.s.)'ın  Hicri 1400'de zuhur edeceği açık bir şekilde haber verilmiştir. Yine son 1000 yılın en büyük İslam alimi Üstad Said Nursi, külliyatında Hz. Mehdi (a.s.)'ın Hicri 1400'de zuhur edeceğini bildirmiştir:   “İSTİKBAL-İ DÜNYEVİYEDE (dünyanın geleceğinde) 1400 SENE SONRA GELECEK BİR HAKİKATİ asırlarında karib (yakın) zannetmişler.” (Sözler, s. 318)   Gerçekten de Hicri 1400'ün başlamasıyla birlikte Peygamberimiz (s.a.v.) tarafından bildirilen ahir zaman alametleri teker teker ve ardı ardına gerçekleşmeye başlamıştır.   Peygamberimiz (s.a.v.)'den rivayet edilen birçok hadis; büyük İslam alimi İmam Rabbani'nin ünlü eseri Mektubat-ı Rabbani'de, Ehl-i Sünnet hadis literatürünün en önemli altı kitabı olan Kütüb-i Sitte'de yer almaktadır. Ayrıca Said Nursi Hazretleri'nin eserlerinden olan Barla Lahikası, Kastamonu Lahikası, ve Şualar'da defalarca ve yine Üstad'ın Hicri 1327 yılında Şam'da Emevi Camii'nde on bin kişiye verdiği hutbesinde (Hutbe-i Şamiye'de) Hz. Mehdi (a.s.)'ın Hicri 1400 yılında çıkacağı çok açık bir şekilde belirtilmektedir. Peygamberimiz (s.a.v.)'in hadis-i şerifleri doğrultusunda açıklamalar yapan Suyuti Hazretleri ve Ahmed Bin Hanbel gibi büyük İslam alimleri, İslam ümmetinin ömrünün Hicri 1500'lerin ilk dönemlerini pek fazla geçmeyeceğini yani Hicri 1600'e ulaşmayacağını ifade etmişlerdir:   "BENİM ÜMMETİMİN ÖMRÜ 1500 SENEYİ PEK GEÇMEYECEK." (Suyuti, el-Keşfu an Mücavezeti Hazihil Ümmeti el-Elfu, el-havi lil Fetavi, Suyuti. 2/248, tefsiri Ruhul Beyan. Bursevi. (Arapça) 4/262, Ahmed bin Hanbel, Kitâbu'l-İlel, s. 89.)   "BU ÜMMETİN ÖMRÜ BİN  (1000) SENEYİ GEÇECEK FAKAT BİN BEŞYÜZ (1500) SENEYİ AŞMAYACAKTIR." (Kıyamet Alametleri, s. 299)     Said Nursi de ümmetin ömrünün HİCRİ 1506 yılına kadar olacağını söylemektedir:   "... Birinci cümle, BİN BEŞ YÜZ (1500) makamiyle ahir zamanda bir taife-i mücahidinin (din için çalışanların) son zamanlarına ve ikinci cümle, BİN BEŞ YÜZ ALTI (1506) makamiyle galibane (galip olan) mücahedenin (Allah yolunda gösterilen çabanın) tarihine... işaret eder. (...) bu tarihe kadar (1506) zahir (görünen) ve aşikarane (açık, belli), belki galibane devam edeceğine remze yakın (işaret yoluyla) ima eder." (Sikke-i Tasdik-i Gaybi, s. 46)   Yine Üstad, Kastamonu Lahikası'nın 33. sayfasında kıyametin kopma tarihini 1545 olarak vermiştir. (Doğrusunu Allah bilir.)   "Ümmetimden bir taife Allah'ın emri gelinceye kadar (kıyamete kadar) hak üzerinde olacaktır."   "Ümmetimden bir taife.." fıkrasının (bölümünün) makam-ı cifrîsi (cifir hesâbına göre olan netice, sayı değeri) 1542 (2117) ederek nihayet-i devamına (varlığının sonuna) îma eder. "Hak üzerinde olacaktır." (şedde sayılır) fıkrası dahi; makam-ı cifrîsi 1506 (2082), bu tarihe kadar zâhir ve aşikârane (açık ve ortada), belki galibane; sonra tâ 1542 (2117)ye kadar, gizli ve mağlubiyet içinde vazife-i tenviriyesine (aydınlatma görevine) devam edeceğine remze (işarete) yakın îma eder. "Allah'ın emri gelinceye kadar" (şedde sayılır) fıkrası dahi; makam-ı cifrîsi 1545 (2120), kâfirin başında KIYAMET KOPMASINA îma eder. (Kastamonu Lahikası, s. 33)   Bu sahih kaynaklar doğrultusunda Hz. İsa (a.s.)'ın yeniden yeryüzüne dönüşünün, Hz. Mehdi (a.s.)'ın çıkışının, İslam ahlakının yeryüzüne hakim oluşunun vaktinin Hicri 1400'den sonraki bir yüzyılda olmayacağı son derece açıktır. Hicri 1400 yılı İslam ahlakının, Hz. İsa (a.s.) ve Hz. Mehdi (a.s.) önderliğinde tüm dünyaya hakim olacağı yüzyıldır. Ardından ise yeniden çok büyük bir bozulma yaşanacak, bu bozulmanın sonunda kıyamet kopacaktır. (Doğrusunu Allah bilir)    www.Mehdiyet.net   Mehdiyet ve Mesihiyetin Bütün Dünyanın Gözü Önünde Gelişmesi Büyük Bir Mucizedir   Hadislerde Hz. İsa (a.s.)'ın ve Hz. Mehdi (a.s.)'ın çıkışından önce dünyanın büyük bir herc-ü merc (kargaşa) içinde kalacağı ve dünyaya dinsizliği, ahlaki çöküntüyü, zulmü, haksızlığı ve kan dökmeyi yayacak deccaliyetin ortaya çıkacağı bildirilmiştir. Ahir zamanda Hz. İsa (a.s.)'ın ve Hz. Mehdi (a.s.)'ın insanları güzel ahlaka, imana, huzura ve güvenliğe davet etmeleri karşısında; kargaşayı ve çatışmayı savunan, acımasızlığı ve bencilliği telkin eden, insanları yıkıma ve helake sürükleyen deccaliyet, bu amaçla Darwinizm'i kullanmaktadır. Dolayısıyla Hz. Mehdi (a.s.)'ın asli görevlerinden bir tanesi, materyalist ve Darwinist felsefeyi fikren tam anlamıyla ortadan kaldırmak ve Allah inancını dünyaya hakim etmektir. Ahir zamanda kitlelere hakim olan bu sapkın din, Yüce Allah'ın izniyle Hz. Mehdi (a.s.) tarafından ilmen yok edilecektir.     Günümüzde Darwinizm'in artık tamamen yıkılmış olması, sahtekarlıkla elde edilen dünya hakimiyetinin büyük bir hezimete doğru gitmekte olduğunu gösterir. Aslında bu durum, Darwinizm'in kaderidir. Darwin, Allah dilediği için Darwinizm'i ortaya atmıştır. Darwinizm, Allah dilediği için dünyaya hakim olmuştur. Ve şimdi bu sapkın inanç, Allah dilediği ve Allah'ın kaderde takdir ettiği vakit geldiği için köklü ve büyük bir yenilgiye uğramaktadır. İnsanlar, Allah'ın belirlediği bir kader dahilinde Darwinizm fitnesine uymuşlardır. Şimdi de, yine Allah'ın belirlediği kader içinde, Hz. İsa (a.s.) ve Hz. Mehdi (a.s.)'a uyacaklardır ve tüm dünya, Hz. Mehdi (a.s.)'ın, Darwinizm'i, materyalizmi, kısacası tüm deccali sistemleri ortadan kaldırıp fikren yok etmesiyle bu sapkın fitneden kurtulmanın huzuruna kavuşacaktır.    Peygamber Efendimiz (s.a.v.) Hz. Mehdi (a.s.)’ın Darwinist sistemi Allah’ın izniyle yok edeceğini şöyle müjdelemiştir:    “Kaldı ki, Ahmed Tayalisi, Naim b. Hammad, Abd b. Hamid, Tirmizî hasen hadis diyerek, İbnü Mâce, İbnü Cerir, İbnü Münzir, İbnü Ebi Hatim, İbnü Merduye ve Beyhakî gibi zatların Ebu Hüreyre (r.a)’den rivayet ettikleri bir hadiste Resulullah (s.a.v.) buyurmuştur ki: “DÂBBETÜ’L-ARZ, MUSA (A.S.)’IN ÂSASI, SÜLEYMAN (A.S.)’IN MÜHRÜ YANINDA OLARAK ÇIKACAK, MÜHÜR İLE MÜMİNİN YÜZÜNÜ PARLATACAK, ÂSA İLE KÂFİRİN BURNUNU KIRACAK (İNKARA DAYALI FİKİR SİSTEMLERİNİ YOK EDECEK) ...” (Elmalılı tefsiri)   Hz. Mehdi (a.s.)’ın Darwinizmi yok etmesinin ardından Peygamberimiz (s.a.v.)'in bildirdiği gibi Hz. İsa (a.s.), deccali öldürecek ve yeryüzünde İslam ahlakının tam olarak hakim olduğu, kutlu bir dönemin başlamasına vesile olacaktır. Hz. İsa (a.s.)'ın deccali öldürmesiyle ilgili bir hadis şöyledir:   DECCAL, HZ. İSA (A.S.)'I GÖRÜNCE SU İÇİNDE TUZUN ERİMESİ GİBİ ERİR VE KOŞARAK KAÇIP GİDER. HAZRETİ İSA (DECCAL'İN ARKASINDAN): -BENİM SANA İNDİRECEĞİM BİR DARBE VAR, SEN BU DARBEDEN HİÇ KURTULAMAZSIN, DER ONA (Filistin'deki Bab-Ü Lüdd denilen mevkide yani) BAB-Ü LÜDD'ÜN ŞARK TARAFINDAKİ BAB-Ü REMLE (reml kapısı; reml, Filistin''de bir kasabanın ismidir) YANINDA YETİŞEREK DECCAL'İ ÖLDÜRÜR. (Ölüm-Kıyamet-Ahiret ve Ahirzaman Alametleri, s. 496)     www.mehdikanakitmaz.com   Hz. Mehdi (a.s.)'ın Farklı İnançlardaki İnsanları Tek Damla Kan Akıtmadan İttihad-ı İslam'ın Çatısı Altında Birleştirmesi Çok Büyük Bir Müjdedir   Hz. Mehdi (a.s.) Allah’ın izniyle Kuran ahlakını temel alan dolayısıyla her düşünceden, her inançtan, her milletten insana karşı şefkatle ve anlayışla yaklaşan, herkesin hakkını koruyan, herkesi rahat ettiren bir huzur ve barış birliği oluşturacaktır. Hz. Mehdi (a.s.) vesilesiyle İttihad-ı İslam çatısı altında tüm çatışmalara, terör eylemlerine, anarşiye tam anlamıyla son verilecek ve bu birliğin kurulmasıyla tüm fitneler sona erecektir. Bu güzel birliğin tesis edilmesiyle Museviler ve Hristiyanlar da güvenlik içinde ibadet edebilecekleri, diledikleri gibi ticaretlerini yapacakları, istedikleri yerde istedikleri gibi yerleşebilecekleri, kendilerini tam anlamıyla güvende hissedecekleri bir ortama kavuşacaklardır. Hz. Mehdi (a.s.) bu birliğin oluşturulması esnasında tek damla kan dökmeyecek, Müslümanların sevgiyle bir araya gelmesiyle, şefkatle, güzel sözle, akılcı ve hikmetli anlatımlarla dostluğun yaygınlaşmasını gerçekleştirecektir.    Hz. Mehdi (a.s.)’ın vesilesiyle bu dönemde tüm çatışmaların sona ereceği, tüm silahların susacağı, insanların barış ve sevgi içinde yaşayacakları Peygamber Efendimiz (s.a.v.)'in müjdelediği bir gerçektir. Peygamberimiz (s.a.v), Hz. Mehdi (a.s.) döneminde yeryüzünde hiç kan dökülmeyeceğini, yeryüzünü kaplayacak olan barış, adalet, güzellik, huzur ve güven dolu ortamı hadislerde şu şekilde haber vermiştir:   İnsanlar, bal arılarının beyleri etrafında toplanması gibi, Hz. Mehdi (a.s.)'ın çevresinde toplanırlar. (Hz. Mehdi (a.s.)) DAHA ÖNCE ZULÜMLE DOLU OLAN DÜNYAYI, ADALETLE DOLDURUR. ADALETİ O DENLİ OLUR Kİ, UYKUDA OLAN BİR KİMSE DAHİ UYANDIRILMAZ ve BİR DAMLA KAN BİLE AKITILMAZ. DÜNYA, ADETA ASR-I SAADET DEVRİNE GERİ DÖNER. (El Kavlu'l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, s. 29 ve 48)   Hz. Mehdi (a.s.), Peygamber (s.a.v.)’in yolunda gidecek, uyuyan kişiyi uyandırmayacak, KAN DA AKITILMAYACAKTIR. (Muhammed B. Resul Al-Hüseyni El Berzenci, Kıyamet Alametleri, Pamuk Yayınları, s. 163)   (Hz. Mehdi (a.s.)) Zamanında ne bir kimse uykusundan uyandırılacak, NE DE BİR KİMSENİN BURNU KANAYACAKTIR. (El Kavlu'l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, s. 44)   İnsanların Dünyanın Son Dönemi Olan Ahir Zamanda Bir Peygamber Görmeleri Yüce Allah'ın Çok Büyük Bir Lütfudur     Hz. İsa (a.s.) bundan yaklaşık 2000 yıl önce yaşamış olan, Allah’ın dünyada ve ahirette seçkin kıldığı bir elçisidir. Hz. İsa (a.s.)’ın doğumu, hayatı ve Allah Katına alınması hep mucizevi bir biçimde gerçekleşmiş, bu mübarek insanın hayatı Kuran’da ayrıntılı olarak haber verilmiştir. Hz. İsa (a.s.)’ı diğer peygamberlerden ayıran en önemli özelliği onun halen vefat etmemiş, Allah Katına yükseltilmiş ve yeryüzüne tekrar geri gönderilecek olmasıdır. Onun bu özel durumuna dair Kuran’da önemli işaretler vardır. (Nisa Suresi, 156-159; Al-i İmran Suresi, 55; Maide Suresi, 117; Zuhruf Suresi, 57-61; Al-i İmran Suresi, 45-48; Maide Suresi, 110; Al-i İmran Suresi, 59; Meryem Suresi, 33) Bu ayetlerin birinde “Şüphesiz o, kıyamet-saati için bir ilimdir. Öyleyse ondan yana hiçbir kuşkuya kapılmayın ve Bana uyun. Dosdoğru yol budur.” (Zuhruf Suresi, 61) buyrulmaktadır. Bu ayet Hz. İsa (a.s.)’ın ahir zamanda yeryüzüne dönüşüne açık bir işaret taşır.    Yüce Rabbimiz, dünya hayatının sonunun yaklaştığı ahir zaman adı verilen dönemde, tüm zorlukların, savaşların, terör, dejenerasyon ve korkuların hüküm sürdüğü bir zamanda, dünyaya mübarek bir şahsı gönderecek ve onun vesilesiyle her türlü zulmü ve adaletsizliği sona erdirecektir. Bu mübarek şahıs Hz. Mehdi (a.s.)'dır. Hz. Mehdi (a.s.)'ın zuhurunun ardından Hz. İsa (a.s.) yeniden yeryüzüne gelecek ve Hz. Mehdi (a.s.) ile birlikte, tüm dünyaya İslam ahlakını hakim kılacaktır. Şüphesiz bu iki değerli zat tüm insanlık için büyük bir müjde ve Yüce Allah’ın büyük bir rahmetidir.   Hz. İsa (a.s.)’ın gelişi Kuran’ın pek çok ayetinde bildirilmesinin yanı sıra Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in hadislerinde de müjdelenmiştir. Bu hadislerden biri şu şekildedir:    “VALLAHİ MUHAKKAK VE MUHAKKAK MERYEM OĞLU İSA (A.S.) İNECEK, HEM ADİL BİR HAKEM, ADALETLİ BİR HÜKÜMDAR OLARAK İNECEK... (Ebu Hureyre r.a. / Buhari, Büyu 102, Mezalim 31, Enbiya 49; Müslim, İman 242 (155); Ebu Davud, Melahim 14 (4324); Tirmizi, Fiten 54 (2234)”    Ayet ve hadislerde haber verildiği gibi Hz. İsa (a s.)’ın  dünyanın bu son dönemi olan ahir zamanda geleceği çok açıktır. Ancak Hz. İsa (a.s.)’ı tanımak herkes için mümkün olmayabilir. Bu konu ile ilgili Bediüzzaman Said Nursi şunları söylemektedir:    “Hz. İsa (a.s.) geldiği vakit, herkesin onun İsa olduğunu bilmesi gerekmez. Onun yakınları ve ileri gelen kişiler, imanın nuru ile onu tanırlar. Yoksa açıkça herkes onu tanımayacaktır.” (Mektubat, s. 54)    Ancak Hz. İsa (a.s.)’ı bazı özellikleriyle tanımak mümkün olabilir:   * Üstün iman gücü,  * Hikmet ve hitabet gücünün çok yüksek olması, * Çok güvenilir olması, * Dünya üzerinde hiçbir akrabası, tanıyanı, ailesi olmaması * Deccalin hipnozunu bozması,  * Allah’ın izniyle ölüyü diriltmesi,  * Gözü kör olan birinin gözlerini açması  * Simasının çok güzel ve nurlu olması  * Gözlerindeki derinlik, keskin bakış ve yeşile bakan gri renkli gözleri,  * Kırmızıya çalar beyaz renkli parlak yüz rengi,  * Küçük ve güzel burnu, hafif çilli ve düzgün yüz hatları, * Sanki su damlıyor gibi ıslak görünümlü yeni taranmış izlenimi veren kestane rengi saçları. Aynı renkteki sık sakalı,   * Uzuna yakın orta boylu, geniş omuzlu, ince belli çok çevik, güçlü ve atletik yapılı  vücudu,  * Temiz, kibar ve uzun parmaklı, parlak renkli mükemmel şekilli elleri, gibi belirgin özellikleri vesilesiyle müminler tarafından hemen tanınacaktır.    Hz. İsa (a.s.)'ın nüzulünden sonra tüm Hristiyanlar ve Musevilerin Müslüman olmaları ise yine bu dönemin en kutlu olaylarından biridir. Çünkü Hz. İsa (a.s.) Musevileri  ve Hristiyanları gerçek Musevi, İsevileri gerçek İsevi olmaları için Kuran ahlakına uymaya davet edecek, Hristiyanlar ve Museviler de Müslümanların samimi uygulamalarını örnek alarak gerçek İsevi, gerçek Musevi olmak için gerçek Muhammedi olmak gerektiğini anlayacaklardır.    www.hazretiisa.com   Peygamberimiz (s.a.v.) Döneminde Yaşayan Sahabelerin Bile Bekledikleri Hz. Mehdi (a.s.)'ın İçinde Bulunduğumuz Yüzyılda Zuhur Etmesi Yüce Rabbimiz'in Büyük bir Nimetidir   Peygamberimiz (s.a.v)’in Hz. Mehdi (a.s.)’ın, çıkış alametlerini, vesile olacağı güzellikleri, fiziksel görünümünü, cemaatini, faaliyetlerini yüzlerce hadis ile çok detaylı anlatmıştır. Sahabeler de Peygamberimiz (s.a.v)’in Hz. Mehdi (a.s.)’ı anlatmasından büyük heyecan duymuş ve neredeyse günde 5 vakit Hz. Mehdi (a.s.) hakkında sorular sorarak bu mübarek zat hakkında daha çok bilgi öğrenmek istemiştir. Peygamberimiz (s.a.v)’in Mehdiyeti anlatımı çok coşkulu ve sahabenin Hz. Mehdi (a.s.)’a sevgisi çok büyük olduğundan, Ashab-ı Kiram içinde Hz. Mehdi (a.s.)’ı kendi devirlerinde bekleyenler bile olmuştur.    Sahabeler, Peygamberimiz (s.a.v.)’in hemen vefatından sonra, Hz. Mehdi (a.s.)’ın kendi zamanlarında çıkacağını zannetmişler ve safların arasında aramaya başlamışlardır. Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri sahabelerin Hz. Mehdi (a.s.)’a olan bu sevgilerini ve bu değerli zatı arayışlarını ...İSTİKBAL-İ DÜNYEVİYEDE 1400 SENE SONRA GELECEK BİR HAKİKATİ ASIRLARINDA KARİB (YAKIN) ZANNETMİŞLER... (Sözler, s. 318) sözleri ile açıklamıştır.    Ancak sahabelerin büyük bir coşkuyla beklediği ve aradığı Hz. Mehdi (a.s.)’ın çıkışı vaktini ve yerini Resulullah Efendimiz (s.a.v.) çok detaylı olarak haber vermiştir. Bu yazıda da yer verilen hadislerde Hz. Mehdi (a.s.)’ın bu yüzyılda çıkacağı çok net olarak açıklanmıştır.   Peygamber Efendimiz (s.a.v.) “DÜNYADA HİÇBİR ZAMAN KALMAYIP ANCAK TEK BİR GÜN KALSA BİLE O GÜNDE BENİM AİLEMDEN BİR ZATIN (HZ. MEHDİ (A.S.)'IN ) DEYLEM DAĞINA (YAHUT EYALETİNE) VE KONSTANTİNİYYE ŞEHRİNE (İSTANBUL’A) SAHİP OLMASI İÇİN ALLAH (C.C.) MUHAKKAK O GÜNÜ UZATACAKTIR. (Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 74 / Ölüm-Kıyamet-Ahiret ve Ahirzaman Alametleri, s. 440) hadisinde ise Hz. Mehdi (a.s.)’ın İstanbul’da çıkacağını belirtmiştir.   Kuşkusuz Hz. Mehdi (a.s.)’ın bu yüzyılda ve İstanbul’dan çıkacak olması tüm insanlık için bir müjde olduğu kadar özellikle Türk milleti için de büyük bir şeref olacaktır.    Hz. Musa (a.s.)’ın, Hz. Mehdi (a.s.)’ın faziletlerini öğrenince  Hz. Mehdi (a.s.) olmak için Allah’a dua ettiği şöyle rivayet edilir.   Salim-ul eşell’dan:    “HZ. MUSA BİN İMRAN, TEVRAT’IN BİRİNCİ BÖLÜMÜNDE ALİ MUHAMMED’İN KAİM’İNE (ALEYHİMUSSELAM) (HZ. MEHDİ (A.S.)’A) VERİLEN KUDRET VE FAZİLETLERİ GÖRÜNCE DEDİ Kİ: “RABBİM, BENİ ALİ MUHAMMED’İN KAİM’İ (HZ. MEHDİ (A.S.)) OLARAK KARAR KIL”. Ona şöyle söylendi: Doğrusu o (Hz. Mehdi (a.s.)), Ahmed’in (Peygamberimiz (s.a.v.)'in) neslindendir.   SONRA TEVRAT’IN İKİNCİ BÖLÜMÜNE BAKINCA AYNI ŞEYİ GÖRDÜ. AYNI SÖZÜ TEKRARLADI VE ONA AYNI CEVAP VERİLDİ. SONRA ÜÇÜNCÜ BÖLÜMDE DE AYNI ŞEYLERİ GÖRÜNCE AYNI SÖZLERİ TEKRARLADI VE AYNI CEVABI ALDI.” (Şeyh Muhammed b. İbrahim-i Numani, Gaybet-i Numani, s. 280)    Hz. Ali (r.a.) kendi soyundan gelecek olan Hz. Mehdi (a.s.)’a karşı coşkun bir sevgi  beslemiştir. Bir sözünde Hz. Mehdi (a.s.)’a ulaşmak için her türlü engelin aşılması gerektiğini şöyle belirtmiştir:   Kapalı bir sandık içinde olsam dahi Mehdi (a.s.)’a katılmak için kilidini kırar çıkarım. Çünkü orada Allah’ın halifesi Mehdi (a.s.) vardır.  (Kıyamet Alametleri, Muhammed B. Resul Al-Hüseyni El Berzenci, sf. 171)   Hz. Musa (a.s.)'ın, "Hz. Mehdi (a.s.) Olmak İçin" Allah'a Dua Ettiği, Hz. Ali (r.a.)'ın Çok Görmek İstediği Hz. Mehdi (a.s.)'ı Asrımızda Yaşayan İnsanların Görecek Olması Allah'ın Çok Büyük Bir Rahmetidir   Bir diğer sözünde ise Hz. Mehdi (a.s.) için dua etmiş ve “onu ne de çok görmek isterdim” diyerek Hz. Mehdi (a.s.)’a olan sevgisini ve özlemini belirtmiştir:   Sonra Hz. Mehdi aleyhisselam’ın sıfatlarını sayarak buyurdu ki: “İÇİNİZDEKİ EN GENİŞ SIĞINAKTIR, İÇİNİZDE İLMİ EN ÇOK OLANDIR, VE DOSTLARINI, SEVDİKLERİNİ EN FAZLA ARAYIP SORANDIR. Allah’ım! Onun zuhurunu, hüzünlerin giderilmesine vesile kıl ve ümmetin dağınıklığını onunla topla! Eğer Allah seni muvaffak kılarsa ONUN BİATINA KOŞ (ONA TABİ OL) VE ONDAN ASLA VAZGEÇME. EĞER MUVAFFAK OLUR DA, ONA ULAŞIR VE HİDAYET OLURSAN ONDAN ASLA VAZGEÇME. ÂH – VE ELİYLE GÖĞSÜNÜ GÖSTEREREK – ONU NE DE ÇOK GÖRMEK İSTERDİM.” (Şeyh Muhammed b. İbrahim-i Numani, Gaybet-i Numani, s. 252)   Nitekim Allah’ın izniyle bu yüzyılda zuhur edecek olan Hz Mehdi (a.s.)’ı insanlar zaman içinde tanıyacaklar ve insanlık tarihi boyunca beklenen bu değerli şahsa derin bir sevgi ve muhabbet duyacaklardır. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) Hz. Mehdi (a.s.)’a duyulacak olan bu sevgiyi şöyle haber vermiştir:    HZ. MEHDİ (A.S.) ZUHUR EDER, HERKES SADECE ONDAN KONUŞUR, O'NUN SEVGİSİNİ İÇER VE O'NDAN BAŞKA BİR ŞEYDEN BAHSETMEZLER. (Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 33)   Hz. Mehdi (a.s.) gelince, İNSANLAR ONU AŞK VE MUHABBETLE KUCAKLAYACAKLARDIR. (El-Kavlu’l Muhtasar Fi Alamet-il Mehdiyy-il Muntazar, s. 37)   www.hazretimehdi.com   Sayın Adnan Oktar Kutlu ve Güzel Bir Devirde Olduğumuzu Anlatıyor   ADNAN OKTAR: Kutlu ve güzel bir devirdeyiz, hoş bir devirdeyiz. Bütün dünyanın gözü önünde Mehdiyet, Mesihiyet gelişiyor. Çok büyük bir mucize bu, çok hayret verici bir olay, tarihi bir olay bütün dünyanın gözü önünde gelişiyor şu an. Bakın, duyan şaşırıyor. Mehdiyet döneminde, Hristiyan, Musevi, Müslüman hep beraber olacaktır, birlikte yapacaklardır. Ayrı gayrı bir yol yok. Çünkü Peygamberimiz (s.a.v.) açıklamış “Hz. Mehdi (a.s.) Hristiyanlara İncil’le hükmedecek, İncil’in gerçeğiyle. Musevilere Tevrat’ın gerçeğiyle hükmedecek” diyor. Ne demek bu? Hristiyanlar, Museviler bu birliğin içindeler. Türk İslam Birliği dediğimizde Hristiyanları içine alan, Musevileri de içine alan, Müslümanların güzel hizmetlerinin olduğu bir birlik. Dolayısıyla İttihad-ı İslam denen olay budur, inşaAllah...   Jeremy Bey onunla görüştüğüm için teşekkür etmiş. Mesajı şöyle: “Umarım Allah onun barış dolu mesajlarını dünyanın her yerine ulaştırır. Sizin için yapabileceğim bir şey olursa lütfen söyleyin. Allah sizi korusun” demiş.   İşte yapılacak şey, Allah’ı daha çok sevmeleri, Darwinizme, materyalizme karşı tavır almaları ve Mesih’i aramaları, Mehdi (a.s.)’ı aramaları, o kadar. Aradıklarında bulacaklar, yani ben bulamayacakları birinden bahsetmiyorum, rahatça bulabilecekleri birinden bahsediyorum, inşaAllah. (18 Ocak 2012 tarihli A9 TV röportajından)    www.Adnanoktardiyorki.com   Hadislerde Bildirilen Alametlerin Tümü Gerçekleşmiştir   Peygamber Efendimiz (s.a.v.)'in Hz. Mehdi (a.s.)'ın çıkış alametleri olarak bildirdiği olayların hepsi günümüzde arka arkaya gerçekleşmiştir. Tam kendisinin söylediği şekilde Hicri 1400'ün başlamasıyla birlikte Fırat'ın suyu kesilmiş; İran-Irak Savaşı yaşanmış; Kabe'de kanlı baskın olmuş; Ramazan Ayı'nda 15 gün arayla Ay ve Güneş tutulmaları olmuş; Afganistan işgal edilmiş; Irak işgal edilmiş; Bağdat alevlerle kuşatılmış; Halley Kuyruklu Yıldızı çıkmış; Irak'ın Kuveyt'i işgali sırasında  petrol kuyularının ateşe verilmesiyle Doğu'dan bir ateş görülmüş; 11 Eylül'de Amerika'daki ikiz kulelerin saldırıya uğramasıyla tozlu, dumanlı, karanlık bir fitne zuhur etmiş; Şam ve Mısır melikleri öldürülmüş; Azerbaycan işgal edilmiş; iki tane kuyruğu olan ve diğer yıldızların ters yönünde hareket eden Lulin kuyruklu yıldızı görülmüş ve daha bu şekilde yüzlerce alamet ortaya çıkmıştır. Tüm bu yaşananlar ahir zamanda olduğumuzun, bu yüzyılda Hz. İsa (a.s.)'ın yeniden dünyaya geleceğinin, Hz. Mehdi (a.s.)'ın çağında yaşadığımızın delilidir.   Bu alametlerin Peygamberimiz (s.a.v)'in bildirdiği şekilde gerçekleştiğini görmek kesinlikle ahir zamanda yaşadığımıza, Hz. İsa (a.s.)'ın bu dönem içinde geleceğine, Hz. Mehdi (a.s.)'ın inşaAllah zuhur etmiş olduğuna ve kıyametin yaklaşarak geldiğine, samimi bir Müslümanın inanması için yeterlidir. Devam >>

Bu Ay