<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>

<rss version="2.0">
<channel>
<title>ilmimercek.NET RSS</title>
<description>ilmimercek.NET İçeriği</description>
<link>http://www.ilmimercek.net</link>
<language>tr</language>
<category>ilmimercek</category>

		<item>
		<pubDate>2010-02-09</pubDate>
		<title><![CDATA[İlmi Mercek Sayı 67: Darwinistler Neleri Düşünemez]]></title>
		<description><![CDATA[<ol><li>Darwinistler, midedeki bir takım hücrelerin besinleri parçalamak için asit salgılarken, bu hücrelerin yanıbaşında bulunan başka hücrelerin de yapışkan bir sıvı salgıladığını, mukus adı verilen bu sıvının midenin yüzeyini örterek mide duvarını asitlere karşı bir kalkan gibi koruduğunu ve enzimlerin mideye zarar vermesini engellediğini düşünmezler.
<li>Darwinistler, traş bıçağını eritebilecek güçte olan mide asitlerinin mideyi çok kısa bir süre içinde tahrip edeceğinden, bu maddenin değil milyonlarca yıl, 2-3 gün hatta daha kısa bir süre için bile midede beklemesinin imkansız olduğunu, asitin ve mideyi asitten koruyacak mukusun beraber var olmaları gerektiğini düşünmezler.]]></description>
		<link><![CDATA[http://www.ilmimercek.net/index.php?Pg=Detail&Number=16000]]></link>
		</item>
		
		<item>
		<pubDate>2010-02-09</pubDate>
		<title><![CDATA[İlmi Mercek Sayı 67: Türk-İslam Birliği Yolunda]]></title>
		<description><![CDATA[<img src="/images/Article/ilmi_mercek_sayi_67__turk-islam_birligi_yolunda_tr.jpg" style="float:left; padding-right:10px; padding-bottom:10px;" />Sayın Adnan Oktar'ın, son yıllarda Türk  İslam Birliği'nin ivedilikle kurulması gerektiğine dair yaptığı önemli açıklamalar gerek ülkemizde gerekse yurtdışında yakından takip edilmektedir. Bu açıklamalarda en dikkat çeken noktalardan biri de, “Türk İslam Birliği'ne dahil olacak  ülkeler arasında vizelerin kaldırılacak olması”dır. Nitekim son aylarda başta Suriye olmak üzere, Libya, Ürdün, Arnavutluk gibi ülkelerle Türkiye arasında vizeler kaldırılmaya başlanmıştır. 

İşte geçtiğimiz ay bu konuda yaşanan gelişmelerden bazıları:

<b>Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu: “Azerbaycan ile Vizeler Kaldırılacak”</b>

Sayın Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu'nun yaptığı açıklamaya göre, Ankara'yı ziyaret edecek olan Azerbaycan Dışişleri Bakanı Elmar Memmedyarov ile vize uygulamasının karşılıklı olarak kaldırılması konusunda görüşme yapılacak.
Atina'da Azeri bir gazetecinin sorusunu yanıtlayan Sayın Ahmet Davutoğlu, Azerbaycan Türkiye ilişkilerinin kapsamlı ve derin olduğunu vurgularken "Biz Azerbaycan'la ilişkilerimizin kapsamı ve derinliği düşünüldüğünde vizenin kalkması gerektiğini düşünüyoruz. ‹nşaAllah bu konuda da olumlu gelişmeler olacaktır" açıklamasında bulundu. <a href="http://www. internethaber.com" class="SidesTableText" target="_blank">internethaber.com</a>]]></description>
		<link><![CDATA[http://www.ilmimercek.net/index.php?Pg=Detail&Number=15921]]></link>
		</item>
		
		<item>
		<pubDate>2010-02-08</pubDate>
		<title><![CDATA[Doğadaki En Başarılı Tasarımcılar: Örümcekler ]]></title>
		<description><![CDATA[<img src="/images/Article/dogadaki_en_basarili_tasarimcilar__orumcekler__tr.jpg" style="float:left; padding-right:10px; padding-bottom:10px;" />Hayvanlar aleminin en kalabalık canlı gruplarından olan örümceklerin pek çok mucizevi ve dikkat çekici özelliği vardır. Bunlardan bir tanesi de sahip oldukları geometri bilgisi ve bu bilgiyle tasarlayıp kurdukları mimari harikası ağlarıdır. Peki örümcekler bu ağları nasıl kurarlar? Ağlarını kurarlarken nelere dikkat ederler?

Örümcekler gerek dikkat çekici görünümleri gerekse de yaratılışında bulundurduğu özellikleriyle doğadaki en dikkat çekici canlılardan bir tanesidir. Örümcekler, doğada yaklaşık 37 bin farklı türüyle kara omurgasızları arasında böceklerden sonraki en kalabalık canlılardır. Böceklerle beslenen bu canlılar, avlanma konusunda üstün kusursuz teknikler kullanmaktadırlar. Avlarını ağ kurarak yakalayan örümceklerin, hiçbir canlının yapamadığı bu zor işlemi kolaylıkla yapabilmeleri ise ağın hammaddesi olan ipeğin yapısına ve ağlardaki özel geometrik düzene bağlıdır.

Peki örümcekler bu kusursuz yapıdaki ağlarını hangi aşamalarla örerler? 

<b>Kusursuz Bir Tuzak: Örümcek Ağı </b>

Ağ kurarak avlanan örümceklerin birçoğu ağlarını birkaç telden oluşan ve özel bir şekle sahip olan üç boyutlu bir biçimde inşa ederken bazıları da ağlarını eşit açılı sarmal şekilde örerler. Özellikle “Eriopharo”, “Araneus Diadematus” ve “Eperia” gibi bahçe örümceği türlerinin ağlarındaki eğriler ve dairesel kavisler incelendiğinde bunların, eşit açılı sarmal şekli oluşturan eğriler olduğu görülmüştür. Bu örümceklerin sarmal ağ örme yöntemleri birbirleriyle aynıdır. Bilim adamları bu örümceklerin sarmal şeklindeki bir ağı nasıl kurduklarını görmek ve kullandıkları örme yöntemini ortaya çıkarmak için pek çok araştırma ve deneyler yapmışlardır. Bu araştırmalardan biri de, 25-30 dakika içinde sarmal bir ağ ören ve “Araneus Diadematus” adı verilen örümcek hakkındadır. ]]></description>
		<link><![CDATA[http://www.ilmimercek.net/index.php?Pg=Detail&Number=15810]]></link>
		</item>
		
		<item>
		<pubDate>2010-02-08</pubDate>
		<title><![CDATA[Kutup Ayılarının Buz Üstünde Yaşamalarını Sağlayan Mükemmel Detaylar]]></title>
		<description><![CDATA[<img src="/images/Article/kutup_ayilarinin_buz_ustunde_yasamalarini_saglayan_mukemmel_detaylar_tr.jpg" style="float:left; padding-right:10px; padding-bottom:10px;" />Kutup ayıları kar fırtınalarının kimi zaman 120-140 kilometre hıza ulaştığı, yılın 12 ayında karla ve buzlarla kaplı bir bölgede, son derece zor koşullarda yaşarlar. Ancak Rahman olan Allah onları bu zor koşullara dayanıklılık gösterebilecekleri şekilde yaratmıştır. 

Yeryüzündeki tüm canlıları yoktan yaratan ve bunların her birinde hayranlık uyandırıcı detaylar var eden Yüce Allah'tır. Bu, Allah'ın detay sanatıdır. Allah, sonsuz aklı ile insanların kavrayamadıkları, henüz detaylarını keşfedemedikleri sistemler yaratmış, her detayın içinde Kendi Yüceliğini ve kudretini gösteren daha da üstün güzellikler var etmiştir. 

Kutup bölgesinde yaşayan ağırlıkları 800 kg, boyları 2,5 metreye erişen canlılardan kutup ayıları da Yüce Allah’ın detay sanatının bir delilidir. Yüce Rabbimiz bu kusursuz yaratma gücünü ve sanatını, bir Kuran ayetinde şöyle bildirir:

<b>O Allah ki, yaratandır, (en güzel bir biçimde) kusursuzca var edendir, 'şekil ve suret' verendir. En güzel isimler O'nundur. Göklerde ve yerde olanların tümü O'nu tesbih etmektedir. O, Aziz, Hakimdir. </b>(Haşr Suresi, 24)]]></description>
		<link><![CDATA[http://www.ilmimercek.net/index.php?Pg=Detail&Number=15915]]></link>
		</item>
		
		<item>
		<pubDate>2010-02-08</pubDate>
		<title><![CDATA[Mikro Anahtarlara İlham Olan Palmiye Böcekleri]]></title>
		<description><![CDATA[<img src="/images/Article/mikro_anahtarlara_ilham_olan_palmiye_bocekleri_tr.jpg" style="float:left; padding-right:10px; padding-bottom:10px;" /><b>Mikro Anahtarlara İlham Olan Palmiye Böcekleri</b>

Bugün pek çok bilim adamı ve araştırma-geliştirme (ARGE) uzmanı projelerine başlamadan önce, bunun canlılardaki örneklerini araştırmakta, onlardaki sistem ve tasarımları taklit etmektedirler.  Diğer bir deyişle bilim adamları, Allah’ın doğada yarattığı sistemleri görüp incelemekte ve bunlardan ilham alarak yeni teknolojiler geliştirmektedirler. Palmiye böcekleri de bilim adamlarına ilham veren binlerce canlıdan sadece bir tanesidir…

Özellikle son yıllarda doğadaki üstün yaratılış delilleri bilim adamlarına teknolojik gelişmeler konusunda büyük ölçüde ilham olmaktadır. Cornell Üniversitesi’nde Kimya ve Biyomoleküler Mühendisliği Bölümünde profesör olan Paul Steen tarafından tasarlanan mikro anahtarlar da bu örneklerden biridir. Palmiye böceklerinden esinlenilerek son teknolojiyle üretilmiş bu anahtarlar, mikron seviyesi olarak nitelendirilen metrenin milyonda biri gibi bir boyutta kendi kendine çalışabiliyor. Bu mikro ölçekteki devre anahtarları, sıralar halinde birleştirilerek, daha büyük güçlü yapışkan bağ meydana getiren uygulamalarda da kullanılabiliyor. ]]></description>
		<link><![CDATA[http://www.ilmimercek.net/index.php?Pg=Detail&Number=15914]]></link>
		</item>
		
		<item>
		<pubDate>2010-02-07</pubDate>
		<title><![CDATA[İlmi Mercek Sayı 67: İnternette Bu Ay]]></title>
		<description><![CDATA[<b>HARUN YAHYA TELEVİZYONU’NDAN SİZİN İÇİN SEÇTİKLERİMİZ:</b>

Sayın Adnan Oktar'ın 1 Aralık'ta Sanhedrin Hahamları  ile ve 10 Kasım'da Haham Froman ile yaptığı sohbette, Musevi dünyasının Türk İslam Birliği beklentilerini, sevgi ve barış taleplerini izleyeceksiniz.

Ayrıca, Sayın Adnan Oktar'ın dünya çapında gerçekleştirdiği radyo röportajlarını dinleyebilir, evrim teorisinin dünya çapında yerle bir oluşuna ve Sayın Adnan Oktar'ın eserlerinin tüm dünyadaki etkisine tanıklık edebilirsiniz.

Geçen ay Sayın Adnan Oktar'ın yabancı radyolarla gerçekleştirdiği röportajlar:

<b><a href="http://harunyahya.net/V2/Lang/tr/Pg/WorkDetail/Number/15107" class="SidesTableText" target="_blank">HESHAM TILLAWI (REPUBLIC BROADCASTING NETWORK) RÖPORTAJI (19 ARALIK 2009)</a>
<a href="http://harunyahya.net/V2/Lang/tr/Pg/WorkDetail/Number/15034" class="SidesTableText" target="_blank">AL MANAR RADYOSU (BELÇİKA) RÖPORTAJI (10 ARALIK 2009)</a>
<a href="http://harunyahya.net/V2/Lang/tr/Pg/WorkDetail/Number/14864" class="SidesTableText" target="_blank">TALK RADIO EUROPE (İSPANYA) RÖPORTAJI (1 Aralık 2009)</a>
<a href="http://harunyahya.net/V2/Lang/tr/Pg/WorkDetail/Number/14670" class="SidesTableText" target="_blank">DETROIT CHRISTIAN RADIO WMUZ RÖPORTAJI (17 Kasım 2009)</a>
<a href="http://harunyahya.net/V2/Lang/tr/Pg/WorkDetail/Number/14651" class="SidesTableText" target="_blank">ABN RADIO RÖPORTAJI (15 Kasım 2009)</a>
<a href="http://harunyahya.net/V2/Lang/tr/Pg/WorkDetail/Number/14591" class="SidesTableText" target="_blank">NEWSTALK KXYL CANLI RÖPORTAJI (Teksas, ABD) (11 Kasım 2009)</a>
<a href="http://harunyahya.net/V2/Lang/tr/Pg/WorkDetail/Number/14550" class="SidesTableText" target="_blank">MAC'S WORLD LIVE RÖPORTAJI (6 Kasım 2009)</a>
<a href="http://harunyahya.net/V2/Lang/tr/Pg/WorkDetail/Number/14581" class="SidesTableText" target="_blank">ABC TELEVİZYONU (AVUSTRALYA) RÖPORTAJI (10 Kasım 2009)</a>]]></description>
		<link><![CDATA[http://www.ilmimercek.net/index.php?Pg=Detail&Number=15917]]></link>
		</item>
		
		<item>
		<pubDate>2010-02-07</pubDate>
		<title><![CDATA[Hormon Orkestrasının Şefi: Hipofiz Bezi]]></title>
		<description><![CDATA[<img src="/images/Article/hormon_orkestrasinin_sefi__hipofiz_bezi_tr.jpg" style="float:left; padding-right:10px; padding-bottom:10px;" />0.5 gr ağırlığında, bir bezelye tanesi büyüklüğünde küçük bir et parçası ve bu et parçasını oluşturan hücreler, Rabbimiz’in ilhamıyla vücudunuzu sizin adınıza yönetir ve denetler. Hormonal sistemin yönetim merkezi olan “hipofiz bezi” isimli bu küçük organ, yeryüzünün en mükemmel orkestrasının şefidir. 

Hipofiz bezi, hormon sisteminin yöneticisi ve düzenleyicisidir. Bu bez hormon sisteminin genel yöneticisi olan beyindeki hipotalamus isimli bölgenin kontrolü altında çalışır. Bu küçük et parçası hipotalamustan gelen bilgiler sayesinde bedenin hangi şartlarda neye ihtiyacı olduğunu, bu ihtiyacı gidermek için hangi organın hangi hücrelerinin çalışması gerektiğini, bu hücrelerin kimyasal mekanizmalarını, fiziksel yapılarını, üretilmesi gereken ürünleri ve üretimin durdurulması gerektiği zamanı bilir. Aynı zamanda çok özel bir haberleşme sistemi sayesinde bu ihtiyaçların karşılanması için gerekli yerlere bütün emirleri verir. İşte hipofiz bezinin verdiği emirlerden bazıları:

<b>Hipofiz Bezinin Ergenlik Dönemindeki Görevi</b>

İnsan vücudu ergenlik döneminin sonuna kadar gelişir. Bu dönem boyunca trilyonlarca hücre bölünerek çoğalır. Doku ve organların büyümesi sağlanır. Belirli bir büyüklüğe ulaşıldığında ise dokulardaki büyüme faaliyeti durur. İşte ne kadar büyümemiz gerektiğini bilen ve bu büyüklüğe ulaştığımızda büyümemizi durdurmaya vesile olan organımız hipofiz bezidir. ]]></description>
		<link><![CDATA[http://www.ilmimercek.net/index.php?Pg=Detail&Number=15913]]></link>
		</item>
		
		<item>
		<pubDate>2010-02-07</pubDate>
		<title><![CDATA[Dünya Hayatının Beynimizdeki Kopyasıyla Muhatap Olduğumuz Teknik Bir Gerçektir]]></title>
		<description><![CDATA[<img src="/images/Article/dunya_hayatinin_beynimizdeki_kopyasiyla_muhatap_oldugumuz_teknik_bir_gercektir_tr.jpg" style="float:left; padding-right:10px; padding-bottom:10px;" />Yaşadığımız dünyaya ait her türlü niteliği, her özelliği ve bildiğimiz herşeyi duyu organlarımız aracılığı vesilesiyle öğreniriz. Duyu organlarımız aracılığı ile bize ulaşan bilgiler, bir dizi işlem sonucunda elektrik sinyallerine dönüşür ve bu sinyaller beynimizin ilgili noktalarında yorumlanır. Beynimizin bu yorumları sonucunda biz örneğin bir kitap görürüz, çileğin tadını alırız, ıhlamur ağaçlarını koklar, ipek bir kumaşın dokusunu bilir veya rüzgarda sallanan yaprakların hışırtısını duyabiliriz.

Aldığımız telkinle, hep bedenimizin dışındaki kumaşa dokunduğumuzu, bizden 30 cm uzaklıktaki bir kitabı okuduğumuzu, metrelerce uzaktaki ıhlamur ağaçlarının kokusunu aldığımızı ve çok yükseklerdeki yaprakların hışırtısını duyduğumuzu zannederiz. Oysa, bu saydıklarımızın hepsi bizim içimizde gerçekleşen olaylardır. Kitabın görüntüsünden yaprakların hışırtısına kadar herşey içimizde, beynimizde meydana gelir. 

Bu noktada şaşırtıcı bir gerçekle daha karşılaşırız: Beynimizde, gerçekte ne renkler, ne sesler, ne de görüntüler vardır. Beynimizde bulabileceğimiz tek şey elektrik sinyalleridir. Bu, felsefi bir görüş değildir; algılarımızın işleyişi ile ilgili bilimsel bir açıklamadır. Örneğin Mapping The Mind (Zihnin Haritasını Çıkarmak) isimli kitabında bilim yazarı Rita Carter, dünyayı nasıl algıladığımızı şöyle açıklar:]]></description>
		<link><![CDATA[http://www.ilmimercek.net/index.php?Pg=Detail&Number=15812]]></link>
		</item>
		
		<item>
		<pubDate>2010-02-06</pubDate>
		<title><![CDATA[İlmi Mercek Sayı 67: İslam Dünyasında Geçen Ay]]></title>
		<description><![CDATA[<img src="/images/Article/ilmi_mercek_sayi_67__islam_dunyasinda_gecen_ay_tr.jpg" style="float:left; padding-right:10px; padding-bottom:10px;" /><b>İsviçre’de Minarelerin Yasaklanmasını Talep Eden Parti’nin Üyesi Milletvekili Daniel Streich Müslüman Olduğunu Açıkladı</b>

Geçtiğimiz Kasım ayı içerisinde İsviçre’de bulunan Halk Partisi (SVP)’nin “cami minarelerinin yasaklanmasını” talep etmesi ve bu konuyu referanduma götürmesi, İslam dünyasında olduğu kadar dünya medyasında da tepkiyle karşılandı. Avrupa’nın her fırsatta öne sürdüğü düşünce ve inanç özgürlüğüne tamamen zıt olan bu davranış, İslam ahlakını tüm dünyaya tebliğ etmenin ve Deccaliyet sistemiyle ilmi bir mücadele yürütmenin ne kadar önemli olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi. Bu yasak talebinin ardından geçtiğimiz Aralık ayında yaşanan bir diğer gelişme ise, bazı çevreler tarafından engellenmeye çalışılsa da İslamiyet’in çığ gibi büyümeye devam ettiğinin bir müjdesi oldu.

Minarelerin yasaklanmasını talep eden Halk Partisi’nin üyelerinden olan ve dindar bir Hıristiyan olarak tanınan Daniel Streich, “Hıristiyanlıkta cevap alamadığı birçok sorunun akılcı yanıtını İslamiyet’te bulduğunu” söyleyerek Müslüman olduğunu açıkladı. Partisinin İslamiyet’e düşman tavırlarından ve İslam düşmanlığını ülkede yaymaya çalışmasından rahatsız olduğu için partisinden de istifa eden Daniel Streich, aynı zamanda göreceği tepkilerden çekindiği için Müslüman olduğunu 2 yıldır gizlediğini belirtti. İsviçre ordusunda askeri eğitim de veren Daniel Streich, konu ile ilgili yaptığı açıklamaya şu sözlerle devam etti:]]></description>
		<link><![CDATA[http://www.ilmimercek.net/index.php?Pg=Detail&Number=15916]]></link>
		</item>
		
		<item>
		<pubDate>2010-02-06</pubDate>
		<title><![CDATA[Kuran'ın Bilimsel Mucizelerinden Örnekler]]></title>
		<description><![CDATA[<img src="/images/Article/kuranin_bilimsel_mucizelerinden_ornekler_tr.jpg" style="float:left; padding-right:10px; padding-bottom:10px;" />Kuran’ın eşsiz üslubu ve içerdiği üstün hikmet, onun Allah’ın sözü olduğunun kesin bir delilidir. Bunların yanı sıra, Kuran’ın Allah Katından indirildiğini ispatlayan pek çok mucizevi özelliği de vardır. Bu özelliklerden biri, ancak 20. yüzyıl teknolojisiyle eriştiğimiz bazı bilimsel gerçeklerin 1400 yıl önce Kuran’da bildirilmiş olmasıdır. 

Allah, bundan 14 asır önce, insanlara yol gösterici bir kitap olan Kuran-ı Kerim’i indirmiş ve tüm insanlığı Kuran ahlakına uyarak kurtuluşa ermeye davet etmiştir. Ayette de bildirildiği gibi Kuran <b>“Alemlere bir zikr (öğüt, hatırlatma, hüküm ve üstün bir şeref)den başka bir şey değildir.” </b>(Kalem Suresi, 52) Kuran indirildiği günden kıyamet gününe kadar da, insanlığın yegane yol göstericisi olan sonİİlahi kitap olacaktır.

Kuran’ın mucizelerinden biri içerdiği bilimsel işaretlerdir. Kuran bir bilim kitabı değildir. Fakat Kuran’ın çeşitli ayetlerinde son derece özlü ve hikmetli bir biçimde aktarılan bazı mucizeler, bilimsel keşiflere ipuçları sunmaktadır. Kuran’ın indirildiği dönemde bilimsel olarak saptanması mümkün olmayan bu bilgiler, insanlara Kuran’ın Allah’ın sözü olduğunu bir kez daha ispatlamaktadır.

İnsanların astronomi, fizik ya da biyoloji hakkında çok az şey bildikleri bir dönemde indirilen Kuran-ı Kerim, evrenin yaratılışından insanın oluşumuna, atmosferin yapısından, yeryüzündeki dengelere kadar pek çok konuda kilit bilgiler içermektedir. Şimdi, Kuran’da yer alan bu mucizelerden bir bölümünü birlikte görelim. ]]></description>
		<link><![CDATA[http://www.ilmimercek.net/index.php?Pg=Detail&Number=15811]]></link>
		</item>
		
		<item>
		<pubDate>2010-02-05</pubDate>
		<title><![CDATA[Mutasyonlar Simetri Düşmanıdırlar]]></title>
		<description><![CDATA[<img src="/images/Article/mutasyonlar_simetri_dusmanidirlar_tr.jpg" style="float:left; padding-right:10px; padding-bottom:10px;" />Bir ayçiçeğinin yapraklarında, salyangozun kabuğunda, çam kozalağında ya da parmaklarımızın uzunluğunda bulunan matematiksel oran Allah'ın yarattığı olağanüstü güzelliklerden, nimetlerden bir tanesidir. Bu, bilim adamlarının <b>"Altın oran"</b> ismini verdikleri hayranlık uyandıran bir uyumdur.

Altın oran adı verilen ve Ortaçağ'ın en etkili matematikçisi Fibonacci'nin bulduğu sayı dizisinin özelliği, dizideki sayılardan her birinin kendisinden önce gelen iki sayının toplamından oluşmasıdır.

Fibonacci dizisi 0, 1, 1, 2, 3, 5, 8, 13, 21, 34, 55, 89, 144, 233, 377, 610, 987, 1597, 2584, ... şeklinde ilerlemektedir.

Dizideki sayılar bir öncekine bölündüğünde, birbirine çok yakın sayılar elde edilir. Hatta serideki 13. sırada yer alan sayıdan sonra bu sayı sabitlenir. İşte bu sayı "altın oran" olarak adlandırılan 1,618'dir. 

Bu muhteşem oran, Allah'ın bir mucizesi olarak, doğadaki birçok varlıkta gözlenebilir. Hücrelerimizin içindeki DNA sarmalından, uzaydaki galaksilerin şekillerine, kar kristallerinden mikrocanlılara, boynuz ve dişlerden, salyangoz kabuklarına kadar altın oranı bulmak mümkündür. Altın orana en çarpıcı örnek, insan bedenidir. ]]></description>
		<link><![CDATA[http://www.ilmimercek.net/index.php?Pg=Detail&Number=15911]]></link>
		</item>
		
		<item>
		<pubDate>2010-02-04</pubDate>
		<title><![CDATA[Canlı Davranışlarındaki Muazzam Bilinç]]></title>
		<description><![CDATA[<img src="/images/Article/canli_davranislarindaki_muazzam_bilinc_tr.jpg" style="float:left; padding-right:10px; padding-bottom:10px;" />Yüce Allah, yarattığı tüm canlıları bulundukları ortama en iyi uyum sağlayabilecekleri özelliklerle donatmış ve onlara akılcı davranışlar ilham etmiştir. Canlılığın tesadüfler üzerine ortaya çıktığını savunan evrimcilerin açmaza düştüğü konulardan bir tanesi de canlılardaki akılcı davranışlardır. Son derece dikkat çekici davranışlarda bulunan canlılara bu davranışları anneleri veya herhangi bir ataları öğretmemiştir. Hepsi, Allah’ın dilemesiyle yaratıldıkları ilk günden itibaren bunları bilerek dünyaya gelmişlerdir. Bu yazıda Allah’ın ilhamıyla hareket eden bu canlıların başarıyla uyguladıkları mükemmel taktiklerden örnekleri okuyabilirsiniz.

<b>Sahte Yuvalar Yapan Kuşlar</b>

Doğadaki pek çok kuş türü, yavrularını avcılardan korumak için sahte yuvalar kurarlar. Örneğin Afrika ve Hindistan’da kuş yumurtasıyla beslenen pek çok hayvan vardır. Bu nedenle Afrika çalı kuşları (Ploceides) çok sayıda sahte yuva inşa ederek, düşmanların yuvalarına yapacakları saldırıları azaltır ve kaçmak için zaman kazanmış olurlar.

Düşmanlarından korunmak için plan yapan kuşlardan biri de çulha kuşlarıdır. Tropikal bölgelerde ağaçlarda yaşayan yılanlar çok zehirlidir. Bu nedenle aynı bölgede yaşamını sürdüren çulha kuşlarının yuvalarının girişleri gizli ve adeta bir labirent gibidir. Bu kuşların yuvalarını korumak için yaptıkları planlar bununla da kalmaz. Çulha kuşları yuvalarına saldıran avcıların cayması için evlerini, dalları oldukça dikenli olan akasya ağaçlarına kurarlar ve bu kuşlar da düşmanlarını şaşırtmak için pek çok boş yani sahte yuva yaparlar.]]></description>
		<link><![CDATA[http://www.ilmimercek.net/index.php?Pg=Detail&Number=15809]]></link>
		</item>
		
		<item>
		<pubDate>2010-02-03</pubDate>
		<title><![CDATA[İlmi Mercek Sayı 67: Fosiller Evrimi Yalanlıyor]]></title>
		<description><![CDATA[<img src="/images/Article/ilmi_mercek_sayi_67__fosiller_evrimi_yalanliyor_tr.jpg" style="float:left; padding-right:10px; padding-bottom:10px;" /><b>FOSİLLER EVRİMİ YALANLIYOR

Vatoz
YAŞ:</b> 95 milyon yıllık
<b>DÖNEM:</b> Kretase
<b>BULUNDUĞU YER:</b> Hakel, Lübnan 

Kıkırdaklı balıklar sınıfına dahil olan vatozların çoğu, deniz tabanında yaşar. Solungaçları altta, gözleri üsttedir. Kuyruk yüzgeçleri ve sırt yüzgeçleri çok küçüktür, hatta kimi türlerde yoktur. Bundan 95 milyon yıl önce yaşayan vatoz balıklarının sahip oldukları tüm özelliklere günümüzdeki vatoz balıkları da sahiptir. Bunun anlamı ise, vatozların aradan geçen 95 milyon yıla rağmen hiç değişmedikleri, yani evrim geçirmedikleridir.

<b>Kanatlı Termit
YAŞ: </b>25 milyon yıllık
<b>DÖNEM:</b> Oligosen
<b>BULUNDUĞU YER:</b> Dominik Cumhuriyeti

Milyonlarca yıldır hiçbir değişikliğe uğramayan böcek türleri, evrim teorisi için büyük bir açmaz oluşturmaktadır. Fosil bulgularında hep aynı yapılarıyla karşımıza çıkan böcek türleri, canlıların evrim geçirmediklerinin delillerindendir. Resimdeki amber içinde bulunan kanatlı termit, 25 milyon yaşındadır. Bu fosilin, günümüzdeki benzerlerinden hiçbir farkı yoktur.]]></description>
		<link><![CDATA[http://www.ilmimercek.net/index.php?Pg=Detail&Number=15922]]></link>
		</item>
		
		<item>
		<pubDate>2010-02-02</pubDate>
		<title><![CDATA[Hıristiyanlıkta Ve Müslümanlıkta Kastedilen Deccaliyet Masonluktur]]></title>
		<description><![CDATA[<img src="/images/Article/hiristiyanlikta_ve_muslumanlikta_kastedilen_deccaliyet_masonluktur_tr.jpg" style="float:left; padding-right:10px; padding-bottom:10px;" />Evanjelik veya Müslüman görünümlü bazı masonlar, kutsal kitaplardaki hükümlere kendilerine göre yorum getirerek, samimi dindarları yanlış yönlendirme çabası içindedirler. Dünyada bazı Evanjelik Hıristiyanların, İslam’a yönelik hasmane bakış açıları işte bu çirkin çabanın bir sonucudur. Hıristiyan dindarlar üzerinde oluşturulmaya çalışılan İslam’a yönelik bu bakış açısı aslında sahte ve kirli bir oyundur. 
<ul><li>Masonlar, bu sahte oyun vesilesiyle ne hedeflemektedirler?
<li>Muharref İncil’deki hangi ifadeleri samimi dindarları kandırmak ve 
yanlış yönlendirmek için çarpık yorumlamaktadırlar? 
<li>Hıristiyanlıktaki deccal anlayışı nasıl olmalıdır?
<li>Deccaliyete karşı Müslümanlar ve Kitap Ehli nasıl mücadele etmelidirler?
<li>Sayın Adnan Oktar, masonların onlarca yıldır sürdürdüğü bu oyunu 
nasıl deşifre etmiştir?</ul>
Dünya üzerinde masonluk, gizli bir örgütlenme şeklindedir. Bu örgütün gizli ve sinsi planı; dünya çapında inananlar arasında bozgunculuk çıkarabilmek, dünyayı dinsizliğe, kargaşaya ve savaşlara sürüklemek, ateist, Darwinist felsefeyi tüm dünyaya yayarak birbiriyle mücadele içinde yaşayan sevgisiz bir insan topluluğu oluşturabilmektir. Masonlar, bu sahte oyun vesilesiyle dikkatleri başka yöne çekerek inananlar üzerinde oyun oynamakta, inananların güçlenmesini engellemekte, Allah’a karşı yürüttükleri çirkin ve sinsi propaganda için zemin bulabilmektedirler. 

Bu oyunun geçerli gözükebilmesi, samimi Evanjelikler arasında destek görebilmesi için Evanjelik masonlar, çok daha çirkin bir yöntem kullanmakta ve sahte iddialarına Muharref İncil’i dayanak göstermektedirler. Samimi dindarları ancak bu yolla etkileyebileceklerini bilmektedirler. Oysa bu, oldukça sinsi bir oyundur. Muharref İncil’i dayanak göstererek (İslam dinini tenzih ederiz) İslam’ı deccaliyetle bağdaştırmaya çalışan zihniyet, deccali sistemin asıl kaynağı olan masonik zihniyettir. Bu zihniyet, Muharref İncil’deki bazı ifadeleri <b>TAMAMEN GERÇEĞİNDEN FARKLI VE ÇARPIK YORUMLAYARAK </b>, insanları yanlış yönlendirmektedir.]]></description>
		<link><![CDATA[http://www.ilmimercek.net/index.php?Pg=Detail&Number=15808]]></link>
		</item>
		
		<item>
		<pubDate>2010-02-02</pubDate>
		<title><![CDATA[İlmi Mercek Sayı 67: Bir Ayet Bir Açıklama]]></title>
		<description><![CDATA[<img src="/images/Article/ilmi_mercek_sayi_67__bir_ayet_bir_aciklama_tr.jpg" style="float:left; padding-right:10px; padding-bottom:10px;" /><b>“İnsanlar içinde, Allah'tan başkasını 'eş ve ortak'    tutanlar vardır ki, onlar (bunları), Allah'ı sever gibi severler. İman edenlerin ise Allah'a olan sevgileri daha güçlüdür...”</b> (Bakara Suresi, 165)

Rabbimiz bu ayette müminler ve iman etmeyenler arasındaki sevgi anlayışının farklılığını bildirmektedir. Ayette bildirildiği gibi, insanların bir kısmı (Allah'ı tenzih ederiz) Allah'a ortak koşmakta ve diğer varlıkları Allah'ı severcesine sevmektedirler. Kuran ahlakından uzak yaşayan insanlar, sevginin asıl kaynağı olan (Allah'ı tenzih ederiz) Yüce Allah'ı sevmek yerine, bu sevgilerini doğrudan O'nun birer tecellisi olan varlıklara yöneltirler. Oysa bu, Yüce Allah'ın asla affetmeyeceğini haber verdiği (Nisa Suresi, 48) ve Kuran'da şirk koşmak olarak bildirilen çok yanlış bir sevgi anlayışıdır. İmani olgunluğa sahip müminlerin kalplerindeki sevginin asıl kaynağı ise Yüce Allah'a olan derin sevgileridir. Müminler ise, hiçbir insanın, maddenin ya da canlının gerçekte kendine ait bir gücü ya da güzelliği olmadığını bilirler.]]></description>
		<link><![CDATA[http://www.ilmimercek.net/index.php?Pg=Detail&Number=15923]]></link>
		</item>
		
</channel>
</rss>